Cumhuriyet öncesi dönemde eleştiri türünün gelişimi.
Konu Anlatımı
Cumhuriyet Öncesinde Eleştiri – Giriş
11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı müfredatının önemli konularından biri olan Cumhuriyet Öncesinde Eleştiri, Türk edebiyatında eleştiri türünün Tanzimat döneminden Cumhuriyet'in ilanına kadar olan gelişim sürecini kapsamaktadır. Eleştiri, bir edebî eseri veya sanat yapıtını belirli ölçütlere göre değerlendiren, olumlu ve olumsuz yönlerini ortaya koyan yazı türüdür. Batılı anlamda eleştiri, Türk edebiyatına Tanzimat döneminde girmiş ve farklı edebî dönemlerde çeşitli biçimlerde kendini göstermiştir.
Bu konu anlatımında, eleştiri türünün tanımını, tarihsel gelişimini, Tanzimat, Servetifünun, Fecriati ve Milli Edebiyat dönemlerindeki eleştiri anlayışını, önemli eleştirmenleri ve eserlerini detaylı biçimde inceleyeceğiz. 11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Cumhuriyet Öncesinde Eleştiri konusunu tam olarak kavramak, hem sınav başarınızı artıracak hem de edebiyat tarihine bakışınızı derinleştirecektir.
Eleştiri Türünün Tanımı ve Temel Özellikleri
Eleştiri (tenkit), bir edebî eserin, sanat yapıtının veya düşünce ürününün çeşitli açılardan incelenip değerlendirildiği yazı türüdür. Eleştirinin temel amacı, eserin güçlü ve zayıf yönlerini okuyucuya aktarmak, eserin sanat değerini belirlemek ve edebiyat dünyasına yön vermektir. Eleştiri türünün bazı temel özellikleri şunlardır:
- Nesnellik ilkesi: İyi bir eleştiri, kişisel beğenilerden çok nesnel ölçütlere dayanmalıdır. Eleştirmen, eseri belirli kurallar ve ilkeler çerçevesinde değerlendirmelidir.
- Bilgi birikimi gerekliliği: Eleştirmen, eleştireceği alanla ilgili derin bir bilgi birikimine sahip olmalıdır. Edebî eleştiride edebiyat tarihi, edebiyat kuramları ve estetik bilgisi büyük önem taşır.
- Gerekçelendirme zorunluluğu: Eleştirmen, ortaya koyduğu yargıları örneklerle ve gerekçelerle desteklemelidir. Temelsiz yargılar eleştirinin değerini düşürür.
- Yapıcı yaklaşım: Eleştiri, yalnızca olumsuzlukları sıralamak değil, eserin olumlu yönlerini de ortaya koymak ve gelişime katkı sağlamaktır.
Eleştiri türü, Batı edebiyatında Antik Yunan dönemine kadar uzanan köklü bir geçmişe sahiptir. Aristoteles'in Poetika adlı eseri, bilinen ilk sistematik edebiyat eleştirisi kabul edilmektedir. Türk edebiyatında ise eleştiri, modern anlamda Tanzimat döneminde ortaya çıkmıştır.
Divan Edebiyatında Eleştiri Anlayışı
Divan edebiyatı döneminde Batılı anlamda bağımsız bir eleştiri türü bulunmamaktadır. Ancak bu dönemde eleştiri işlevi gören bazı eser türleri vardır. Tezkireler, şairlerin hayatlarını anlatan ve şiirlerinden örnekler veren eserlerdir. Tezkire yazarları zaman zaman şairler hakkında değerlendirmelerde bulunmuşlardır. Örneğin Latifi, Âşık Çelebi ve Kınalızade Hasan Çelebi gibi tezkire yazarları, şairlerin üslupları ve eserleri hakkında kısa yorumlar yapmışlardır.
Bunun yanı sıra, şairlerin birbirleriyle yaptıkları nazire (benzer şiir yazma) geleneği de dolaylı bir eleştiri biçimi olarak değerlendirilebilir. Bir şaire nazire yazmak, o şairin eserini beğenme ya da onunla rekabet etme anlamı taşımaktadır. Ayrıca bazı divan şairleri, mektuplarında ve münşeatlarında (nesir eserleri) edebî konulara değinmişlerdir. Ancak tüm bunlar sistematik bir eleştiri geleneği oluşturmamıştır.
Tanzimat Dönemi Eleştirisi (1860–1896)
Tanzimat dönemi, Türk edebiyatında eleştiri türünün Batılı anlamda başladığı dönemdir. 1860'ta Şinasi'nin Tercüman-ı Ahval gazetesini çıkarmasıyla başlayan bu dönemde, gazete ve dergiler eleştiri yazılarının yayımlandığı başlıca platformlar olmuştur. Tanzimat döneminde eleştiri iki kuşak halinde incelenmektedir.
Tanzimat Birinci Dönem Eleştirisi
Tanzimat birinci dönem sanatçıları, toplumcu bir sanat anlayışı benimsemiş ve edebiyatı toplumu eğitmenin bir aracı olarak görmüşlerdir. Bu dönemde eleştiri daha çok gazete yazıları ve polemikler biçiminde ortaya çıkmıştır.
Şinasi, Tanzimat döneminin öncüsü olarak, edebiyatta yenilik hareketlerinin başlatıcısıdır. Şinasi, dilde sadeleşmeyi savunmuş ve bu görüşlerini çeşitli yazılarında dile getirmiştir. Ancak Şinasi'nin doğrudan eleştiri yazıları sınırlıdır; daha çok yenilikçi düşünceleriyle eleştiriye zemin hazırlamıştır.
Namık Kemal, Tanzimat döneminin en önemli eleştirmenlerinden biridir. Namık Kemal, edebiyat eleştirisini toplumsal sorunlarla birleştirmiş ve edebiyatın topluma hizmet etmesi gerektiğini savunmuştur. Namık Kemal'in eleştiri alanındaki en önemli eserleri arasında "Tahrib-i Harabat" ve "Takip" yer almaktadır. Bu eserlerde Namık Kemal, Ziya Paşa'nın Harabat adlı antolojisini sert bir dille eleştirmiş ve divan edebiyatının artık terk edilmesi gerektiğini savunmuştur.
Ziya Paşa ise edebiyat eleştirisinde çelişkili bir tutum sergilemiştir. "Şiir ve İnşa" makalesinde halk edebiyatını yücelten ve divan edebiyatını eleştiren Ziya Paşa, daha sonra yayımladığı Harabat antolojisiyle divan şiirine övgü dolu bir eser ortaya koymuştur. Bu çelişki, Namık Kemal tarafından sert biçimde eleştirilmiştir. Ziya Paşa'nın bu tutarsızlığı, Tanzimat döneminin geçiş sancılarını ve eski ile yeni arasındaki bocalamanın tipik bir örneğini oluşturmaktadır.
Tanzimat İkinci Dönem Eleştirisi
Tanzimat ikinci dönemde eleştiri, daha bireysel ve estetik kaygılarla yapılmaya başlanmıştır. Bu dönemin en önemli eleştirmeni Recaizade Mahmut Ekrem'dir.
Recaizade Mahmut Ekrem, "Talim-i Edebiyat" adlı eserinde edebiyatın kurallarını belirlemeye çalışmıştır. Bu eser, Türk edebiyatında bir tür poetika (şiir sanatının kurallarını ortaya koyan eser) niteliği taşımaktadır. Recaizade, güzelliğin doğada ve gerçeklikte aranması gerektiğini savunmuş, edebiyatta taklidin değil özgünlüğün önemini vurgulamıştır.
Recaizade Mahmut Ekrem ile Muallim Naci arasında yaşanan "eski-yeni" tartışması, Tanzimat döneminin en önemli edebiyat polemiğidir. Recaizade, edebiyatta yeniliği ve Batılı anlayışı savunurken, Muallim Naci eski edebiyat geleneğinin tamamen terk edilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür. Bu tartışma, Tercüman-ı Hakikat gazetesinde uzun süre devam etmiş ve edebiyat çevrelerinde büyük yankı uyandırmıştır. Bu polemiğin önemli sonuçlarından biri, Servetifünun edebiyatının doğuşuna zemin hazırlamasıdır.
Bu dönemde Beşir Fuad da ayrıca anılmalıdır. Beşir Fuad, Türk edebiyatında natüralizm ve pozitivizm akımlarını savunan ilk isimlerden biridir. Eleştirilerinde bilimsel yöntemi esas almış, edebî eserlerin pozitif bilimler ışığında değerlendirilmesi gerektiğini öne sürmüştür. "Victor Hugo" adlı monografisi ve "Beşer" adlı eseri, onun edebiyat anlayışını ortaya koyan önemli çalışmalardır.
Tanzimat Dönemi Eleştirisinin Genel Özellikleri
Tanzimat döneminde eleştiri türü henüz olgunlaşmamıştır. Bu dönemin eleştiri anlayışını özetleyen temel özellikler şu şekilde sıralanabilir: Eleştiriler genellikle gazete ve dergilerde yayımlanmıştır. Eleştiriler çoğunlukla polemik niteliğindedir; yani karşılıklı sert tartışmalar biçiminde gelişmiştir. Nesnel ölçütlerden çok kişisel beğeniler ve ideolojik tutumlar belirleyici olmuştur. Eski ile yeni arasındaki çatışma, eleştirilerin temel eksenini oluşturmuştur. Eleştiri, bağımsız bir tür olarak henüz tam anlamıyla kurumsallaşmamıştır.
Servetifünun Dönemi Eleştirisi (1896–1901)
Servetifünun (Edebiyat-ı Cedide) dönemi, Türk edebiyatında Batılılaşma hareketinin en yoğun yaşandığı dönemdir. Bu dönemde eleştiri türü de önemli bir gelişme göstermiştir.
Servetifünun döneminin eleştiri alanındaki en önemli ismi Hüseyin Cahit Yalçın'dır. Hüseyin Cahit, Servetifünun dergisinde yayımladığı eleştiri yazılarıyla tanınmıştır. "Kavgalarım" adlı eseri, onun eleştiri anlayışını yansıtan önemli bir çalışmadır. Hüseyin Cahit, eleştirilerinde Batı edebiyatını model almış, Fransız edebiyatından örnekler vererek Türk edebiyatının gelişmesi gerektiğini savunmuştur.
Bu dönemde Tevfik Fikret de eleştiri konusunda önemli görüşler ortaya koymuştur. Fikret, edebiyatın toplumsallığını savunmuş ve sanatın yalnızca estetik kaygılarla sınırlı kalmaması gerektiğini belirtmiştir. Ancak Fikret'in eleştiri alanındaki katkıları daha çok şiir üzerinden olmuştur.
Cenap Şahabettin de Servetifünun döneminde eleştiri yazıları kaleme almıştır. Cenap Şahabettin, dil ve üslup konularında titiz bir eleştirmen olarak öne çıkmıştır. Özellikle dilin estetik kullanımı üzerinde durmuş ve edebiyatta müzikaliteye önem vermiştir.
Servetifünun döneminde eleştiri, Tanzimat dönemine göre daha sistematik ve estetik kaygılarla yapılmaya başlanmıştır. Ancak bu dönemde de eleştiriler çoğunlukla eski-yeni tartışmaları ekseninde şekillenmiştir. Servetifünun sanatçıları, divan edebiyatına karşı Batı edebiyatını savunmuş ve eleştirilerini bu doğrultuda yürütmüşlerdir.
Servetifünun dönemi eleştirisinin önemli bir özelliği de Ahmet Mithat Efendi ile yapılan "dekadanlar" tartışmasıdır. Ahmet Mithat Efendi, Servetifünun sanatçılarını "dekadan" (çöküntücü, yozlaşmış) olmakla suçlamış, onların dilinin halktan kopuk ve anlaşılmaz olduğunu iddia etmiştir. Bu tartışma, edebiyatta dil ve üslup meselesinin geniş çapta tartışılmasına yol açmıştır.
Fecriati Dönemi Eleştirisi (1909–1912)
Fecriati topluluğu, Servetifünun edebiyatının devamı niteliğinde kısa ömürlü bir edebî hareket olmuştur. Fecriati topluluğu, Türk edebiyatında beyannameyle ortaya çıkan ilk edebî topluluktur. 1909'da yayımladıkları beyannamede sanatın kişisel ve saygıdeğer bir uğraş olduğunu belirtmişlerdir.
Fecriati döneminde eleştiri türü çok belirgin bir gelişme göstermemiştir. Ancak bu dönemde Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Ali Canip Yöntem gibi isimler, eleştiri alanında bazı yazılar kaleme almışlardır. Fecriati topluluğu kısa sürede dağılmış ve üyelerinin büyük çoğunluğu Milli Edebiyat hareketine katılmıştır.
Fecriati döneminde eleştiri anlayışı, Servetifünun'un devamı niteliğindedir. "Sanat şahsi ve muhteremdir" (Sanat kişisel ve saygıdeğerdir) ilkesi, bu dönemin temel sanat anlayışını oluşturmuştur. Bu ilke aynı zamanda bir eleştiri ölçütü olarak da kullanılmıştır; yani sanat eserinin bireysel ifade özgürlüğüne sahip olması gerektiği savunulmuştur.
Milli Edebiyat Dönemi Eleştirisi (1911–1923)
Milli Edebiyat dönemi, Türk edebiyatında milliyetçilik düşüncesinin edebiyata yansıdığı önemli bir dönemdir. Bu dönemde eleştiri, millî değerler ve Türkçülük ideolojisi çerçevesinde şekillenmiştir.
Milli Edebiyat döneminin eleştiri alanındaki en önemli isimlerinden biri Ali Canip Yöntem'dir. Ali Canip, Genç Kalemler dergisinde yayımladığı yazılarla dilde sadeleşmeyi ve millî bir edebiyat oluşturulmasını savunmuştur. Yöntem, eleştirilerinde edebiyatın halkın diliyle yazılması gerektiğini ısrarla vurgulamıştır.
Ömer Seyfettin de Milli Edebiyat döneminde eleştiri konusunda önemli görüşler ortaya koymuştur. Ömer Seyfettin, "Yeni Lisan" makalesinde dilde sadeleşmenin ilkelerini belirlemiş ve Servetifünun edebiyatının ağır dilini eleştirmiştir. Dilde Türkçe karşılığı bulunan Arapça ve Farsça kelimelerin kullanılmaması gerektiğini, yabancı dil bilgisi kurallarının terk edilmesi gerektiğini savunmuştur.
Ziya Gökalp, Milli Edebiyat döneminin ideologu olarak eleştiri alanında da etkili olmuştur. Gökalp, "Türkçülüğün Esasları" adlı eserinde edebiyatın millî olması gerektiğini ve halk kültüründen beslenmesi gerektiğini savunmuştur. Gökalp'in eleştirileri daha çok ideolojik ve toplumsal içeriklidir.
Mehmet Fuat Köprülü (Köprülüzade Mehmet Fuat), Milli Edebiyat döneminde edebiyat tarihçiliği ve eleştiri alanında çığır açan bir isimdir. Köprülü, Türk edebiyatını bilimsel yöntemlerle incelemiş ve modern edebiyat tarihçiliğinin temellerini atmıştır. "Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar" ve "Türk Edebiyatı Tarihi" adlı eserleri, aynı zamanda eleştiri niteliği de taşımaktadır.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Fecriati döneminden Milli Edebiyat dönemine geçiş yapan ve eleştiri alanında da eser veren önemli bir isimdir. Yakup Kadri, çeşitli gazete ve dergilerde yayımladığı yazılarla edebiyat eleştirisine katkıda bulunmuştur.
Milli Edebiyat Dönemi Eleştirisinin Genel Özellikleri
Milli Edebiyat dönemi eleştirisini özetleyen temel özellikler şu şekilde belirtilebilir: Eleştirilerde millî değerler ve Türkçülük ideolojisi ön plandadır. Dilde sadeleşme hareketi eleştirilerin temel konusu olmuştur. Halk edebiyatı ve halk kültürü, eleştirilerde model olarak gösterilmiştir. Eleştiri, ideolojik bir işlev yüklenmiş ve toplumsal dönüşümün aracı olarak görülmüştür. Bilimsel edebiyat tarihçiliğinin temelleri bu dönemde atılmıştır.
Cumhuriyet Öncesinde Eleştirinin Genel Değerlendirmesi
11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Cumhuriyet Öncesinde Eleştiri konusunu genel olarak değerlendirdiğimizde, eleştiri türünün Tanzimat'tan Cumhuriyet'e kadar önemli bir gelişim süreci geçirdiğini görürüz. Bu gelişim sürecinin temel aşamaları şu şekilde özetlenebilir:
Tanzimat döneminde eleştiri, polemik niteliğinde başlamış, eski-yeni tartışmaları ekseninde şekillenmiştir. Namık Kemal, Ziya Paşa ve Recaizade Mahmut Ekrem bu dönemin öncü eleştirmenleridir. Eleştiri henüz bağımsız bir tür olarak kurumsallaşmamıştır.
Servetifünun döneminde eleştiri, daha sistematik bir yapıya kavuşmuştur. Batı edebiyatı eleştiri anlayışı model alınmış, estetik kaygılar ön plana çıkmıştır. Dekadanlar tartışması bu dönemin önemli eleştiri olayıdır.
Fecriati döneminde eleştiri, Servetifünun'un devamı niteliğinde kalmış ve belirgin bir gelişme gösterememiştir. Bireysel sanat anlayışı temel eleştiri ölçütü olmuştur.
Milli Edebiyat döneminde eleştiri, millî ve toplumsal bir işlev kazanmıştır. Dilde sadeleşme ve millî edebiyat oluşturma çabası, eleştirilerin temel konusu olmuştur. Bilimsel edebiyat tarihçiliğinin temelleri bu dönemde atılmıştır.
Cumhuriyet Öncesinde Eleştiri Türünde Öne Çıkan Eserler
Cumhuriyet öncesinde eleştiri türünde kaleme alınmış başlıca eserler, dönemin eleştiri anlayışını yansıtan önemli kaynaklardır. Bu eserler, Türk edebiyatında eleştiri geleneğinin temellerini oluşturmuştur.
Namık Kemal – Tahrib-i Harabat: Ziya Paşa'nın Harabat antolojisine karşı yazılmış sert bir eleştiri eseridir. Namık Kemal bu eserde divan edebiyatının terk edilmesi gerektiğini savunmuştur.
Namık Kemal – Takip: Tahrib-i Harabat'ın devamı niteliğindeki bu eser, Ziya Paşa'ya yönelik eleştirilerin sürdürüldüğü bir çalışmadır.
Ziya Paşa – Şiir ve İnşa: Halk edebiyatının gerçek Türk edebiyatı olduğunu savunan bu makale, önemli bir eleştiri metnidir.
Recaizade Mahmut Ekrem – Talim-i Edebiyat: Edebiyat kurallarını ve estetik ilkeleri ortaya koyan bu eser, bir tür eleştiri kuramı niteliği taşımaktadır.
Beşir Fuad – Victor Hugo: Pozitivist ve natüralist bir bakış açısıyla kaleme alınmış bu monografi, bilimsel eleştiri yönteminin Türk edebiyatındaki ilk örneklerinden biridir.
Hüseyin Cahit Yalçın – Kavgalarım: Servetifünun döneminin eleştiri anlayışını yansıtan bu eser, eski edebiyat savunucularına karşı yeni edebiyat anlayışını savunmaktadır.
Ömer Seyfettin – Yeni Lisan: Milli Edebiyat döneminde dilde sadeleşmenin ilkelerini ortaya koyan bu makale, aynı zamanda eski dil anlayışına yönelik bir eleştiri niteliği taşımaktadır.
Eleştiri Türlerinin Cumhuriyet Öncesindeki Yansımaları
Edebiyat eleştirisi çeşitli türlere ayrılmaktadır. Cumhuriyet öncesinde bu türlerin hepsinin tam anlamıyla uygulandığını söylemek güçtür; ancak bazı eleştiri yaklaşımlarının izlerini bu dönemde görmek mümkündür.
Öznel (izlenimci) eleştiri: Eleştirmenin kişisel beğenilerine ve izlenimlerine dayanan bu eleştiri türü, Tanzimat döneminde yaygındır. Namık Kemal ve Ziya Paşa'nın eleştirileri büyük ölçüde öznel niteliktedir.
Nesnel (bilimsel) eleştiri: Belirli ölçütlere ve bilimsel yöntemlere dayanan bu eleştiri türü, Beşir Fuad ile başlamıştır. Köprülü'nün çalışmaları da nesnel eleştiriye yakındır.
Toplumsal eleştiri: Eseri toplumsal bağlamda değerlendiren bu yaklaşım, Milli Edebiyat döneminde belirginleşmiştir. Ziya Gökalp'in eleştirileri toplumsal eleştiri niteliği taşır.
Tarihsel eleştiri: Eseri yazıldığı dönemin koşulları içinde değerlendiren bu yaklaşım, Köprülü'nün çalışmalarında kendini göstermektedir.
Cumhuriyet Öncesi Eleştirinin Türk Edebiyatına Katkıları
Cumhuriyet öncesinde gelişen eleştiri anlayışı, Türk edebiyatına çeşitli açılardan önemli katkılar sağlamıştır. Bu katkıların başında, edebiyat üzerine düşünme ve tartışma geleneğinin oluşturulması gelmektedir. Tanzimat döneminden itibaren süregelen eleştiri tartışmaları, edebiyatçıların kendi sanat anlayışlarını sorgulamalarına ve geliştirmelerine olanak tanımıştır.
Eleştiri aynı zamanda edebiyatta yenileşme hareketlerinin itici gücü olmuştur. Tanzimat dönemindeki eski-yeni tartışmaları, Servetifünun dönemindeki dekadanlar polemiği ve Milli Edebiyat dönemindeki dil tartışmaları, edebiyatın sürekli olarak kendini yenilemesini sağlamıştır.
Bunun yanı sıra, eleştiri yoluyla Batı edebiyatı kuramları ve akımları Türk edebiyatına tanıtılmıştır. Realizm, natüralizm, pozitivizm ve romantizm gibi akımlar, eleştiri yazıları aracılığıyla Türk edebiyat çevrelerinde tartışılmıştır.
Son olarak, eleştiri türünün gelişmesi, edebiyat tarihçiliğinin bilimsel bir disiplin olarak ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Köprülü'nün çalışmaları bu anlamda öncü niteliktedir ve Cumhuriyet dönemi edebiyat araştırmalarına temel oluşturmuştur.
Sonuç
11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Cumhuriyet Öncesinde Eleştiri konusu, Tanzimat'tan Cumhuriyet'e uzanan süreçte eleştiri türünün doğuşunu, gelişimini ve olgunlaşmasını kapsamaktadır. Divan edebiyatında bağımsız bir tür olarak bulunmayan eleştiri, Tanzimat döneminde gazete ve dergilerle birlikte Batılı anlamda ortaya çıkmıştır. Başlangıçta polemik niteliğinde olan eleştiriler, zamanla daha sistematik ve nesnel bir yapıya kavuşmuştur. Servetifünun döneminde estetik kaygılarla, Milli Edebiyat döneminde ise millî ve toplumsal kaygılarla şekillenen eleştiri, Cumhuriyet dönemine güçlü bir miras bırakmıştır. Bu konuyu iyi kavramak, Türk edebiyatının modernleşme sürecini anlamak açısından büyük önem taşımaktadır.
Örnek Sorular
Cumhuriyet Öncesinde Eleştiri – Çözümlü Sorular
Aşağıda 11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Cumhuriyet Öncesinde Eleştiri konusuyla ilgili 10 adet çözümlü soru yer almaktadır. İlk 7 soru çoktan seçmeli, son 3 soru açık uçludur.
Soru 1 (Çoktan Seçmeli)
Aşağıdakilerden hangisi Namık Kemal'in, Ziya Paşa'nın Harabat adlı antolojisini eleştirmek amacıyla yazdığı eserdir?
- A) Talim-i Edebiyat
- B) Kavgalarım
- C) Tahrib-i Harabat
- D) Şiir ve İnşa
- E) Victor Hugo
Cevap: C
Çözüm: Namık Kemal, Ziya Paşa'nın divan edebiyatını yücelten Harabat antolojisine karşı Tahrib-i Harabat adlı eleştiri eserini yazmıştır. Bu eserde divan edebiyatının terk edilmesi gerektiğini savunmuştur. Talim-i Edebiyat Recaizade Mahmut Ekrem'e, Kavgalarım Hüseyin Cahit Yalçın'a, Şiir ve İnşa Ziya Paşa'ya, Victor Hugo ise Beşir Fuad'a aittir.
Soru 2 (Çoktan Seçmeli)
Türk edebiyatında pozitivist ve natüralist bir anlayışla eleştiri yapan, bilimsel yöntemi edebiyat eleştirisine uygulamaya çalışan ilk isim aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Namık Kemal
- B) Recaizade Mahmut Ekrem
- C) Beşir Fuad
- D) Hüseyin Cahit Yalçın
- E) Ali Canip Yöntem
Cevap: C
Çözüm: Beşir Fuad, Türk edebiyatında pozitivizm ve natüralizm akımlarını savunan ilk isimlerden biridir. Eleştirilerinde bilimsel yöntemi esas almış, edebî eserlerin pozitif bilimler ışığında değerlendirilmesi gerektiğini öne sürmüştür. Victor Hugo adlı monografisi bu anlayışın ürünüdür.
Soru 3 (Çoktan Seçmeli)
Aşağıdakilerden hangisi Servetifünun döneminde yaşanan "dekadanlar" tartışmasının taraflarından biridir?
- A) Namık Kemal – Ziya Paşa
- B) Recaizade Mahmut Ekrem – Muallim Naci
- C) Ahmet Mithat Efendi – Servetifünun sanatçıları
- D) Ali Canip Yöntem – Yakup Kadri Karaosmanoğlu
- E) Ömer Seyfettin – Cenap Şahabettin
Cevap: C
Çözüm: Dekadanlar tartışması, Ahmet Mithat Efendi ile Servetifünun sanatçıları arasında yaşanmıştır. Ahmet Mithat, Servetifünun sanatçılarını dekadan (yozlaşmış) olmakla suçlamış, onların dilinin halktan kopuk ve anlaşılmaz olduğunu iddia etmiştir. B seçeneğindeki Recaizade-Muallim Naci tartışması ise eski-yeni polemğidir.
Soru 4 (Çoktan Seçmeli)
Milli Edebiyat döneminde dilde sadeleşmenin ilkelerini ortaya koyan ve Genç Kalemler dergisinde yayımlanan makale aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Şiir ve İnşa
- B) Tahrib-i Harabat
- C) Yeni Lisan
- D) Talim-i Edebiyat
- E) Kavgalarım
Cevap: C
Çözüm: Yeni Lisan makalesi, Ömer Seyfettin tarafından kaleme alınmış ve Genç Kalemler dergisinde yayımlanmıştır. Bu makalede dilde sadeleşmenin ilkeleri belirlenmiş, Servetifünun edebiyatının ağır dili eleştirilmiştir. Milli Edebiyat hareketinin manifestosu niteliğindedir.
Soru 5 (Çoktan Seçmeli)
Ziya Paşa'nın eleştiri alanındaki çelişkisi ile ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi doğrudur?
- A) Şiir ve İnşa makalesinde divan edebiyatını yüceltmiş, Harabat'ta halk edebiyatını savunmuştur.
- B) Şiir ve İnşa makalesinde halk edebiyatını yüceltmiş, Harabat'ta divan edebiyatını övmüştür.
- C) Her iki eserinde de tutarlı biçimde divan edebiyatını savunmuştur.
- D) Her iki eserinde de tutarlı biçimde halk edebiyatını savunmuştur.
- E) Şiir ve İnşa makalesinde Batı edebiyatını savunmuş, Harabat'ta halk edebiyatını yüceltmiştir.
Cevap: B
Çözüm: Ziya Paşa, Şiir ve İnşa makalesinde halk edebiyatının gerçek Türk edebiyatı olduğunu savunmuş, ancak daha sonra yayımladığı Harabat antolojisiyle divan edebiyatına övgü dolu bir eser ortaya koymuştur. Bu tutarsızlık, Namık Kemal tarafından sert biçimde eleştirilmiştir.
Soru 6 (Çoktan Seçmeli)
Aşağıdakilerden hangisi Recaizade Mahmut Ekrem'in edebiyat kurallarını ve estetik ilkeleri ortaya koyduğu, bir tür poetika niteliği taşıyan eseridir?
- A) Takip
- B) Kavgalarım
- C) Harabat
- D) Talim-i Edebiyat
- E) Yeni Lisan
Cevap: D
Çözüm: Recaizade Mahmut Ekrem'in Talim-i Edebiyat adlı eseri, edebiyatın kurallarını belirlemeye çalışan bir çalışmadır. Bu eser Türk edebiyatında bir tür poetika niteliği taşımaktadır. Recaizade bu eserde güzelliğin doğada ve gerçeklikte aranması gerektiğini savunmuştur.
Soru 7 (Çoktan Seçmeli)
Aşağıdakilerden hangisi Fecriati topluluğunun temel sanat anlayışını yansıtan ilkedir?
- A) Sanat toplum içindir.
- B) Sanat şahsi ve muhteremdir.
- C) Edebiyat millî olmalıdır.
- D) Sanat halk için yapılmalıdır.
- E) Edebiyat bilimsel olmalıdır.
Cevap: B
Çözüm: Fecriati topluluğu, 1909'da yayımladıkları beyannamede "Sanat şahsi ve muhteremdir" (Sanat kişisel ve saygıdeğerdir) ilkesini benimsemiştir. Bu ilke, sanatçının bireysel ifade özgürlüğüne sahip olması gerektiğini vurgular ve Fecriati'nin temel eleştiri ölçütünü oluşturur.
Soru 8 (Açık Uçlu)
Tanzimat döneminde eleştiri türünün genel özelliklerini maddeler hâlinde açıklayınız.
Cevap:
Tanzimat döneminde eleştiri türünün genel özellikleri şu şekilde sıralanabilir:
- Eleştiriler genellikle gazete ve dergilerde yayımlanmıştır.
- Eleştiriler çoğunlukla polemik (karşılıklı sert tartışma) niteliğindedir.
- Nesnel ölçütlerden çok kişisel beğeniler ve ideolojik tutumlar belirleyici olmuştur.
- Eski (divan) edebiyatı ile yeni (Batılı) edebiyat arasındaki çatışma, eleştirilerin temel eksenini oluşturmuştur.
- Eleştiri bağımsız bir tür olarak henüz tam kurumsallaşmamıştır.
- Toplumcu bir sanat anlayışı çerçevesinde eleştiriler kaleme alınmıştır.
Soru 9 (Açık Uçlu)
Recaizade Mahmut Ekrem ile Muallim Naci arasında yaşanan "eski-yeni" tartışmasını açıklayınız. Bu tartışmanın Türk edebiyatına etkisi ne olmuştur?
Cevap:
Recaizade Mahmut Ekrem ile Muallim Naci arasında yaşanan eski-yeni tartışması, Tanzimat ikinci dönemin en önemli edebiyat polemiğidir. Recaizade Mahmut Ekrem, edebiyatta yeniliği ve Batılı anlayışı savunmuş, edebiyatın doğayı ve gerçekliği yansıtması gerektiğini belirtmiştir. Muallim Naci ise eski edebiyat geleneğinin tamamen terk edilmemesi gerektiğini, divan edebiyatının değerli bir miras olduğunu ileri sürmüştür. Bu tartışma Tercüman-ı Hakikat gazetesinde uzun süre devam etmiştir. Tartışmanın en önemli sonucu, Recaizade'nin öğrencilerinin etrafında toplanan genç şair ve yazarların Servetifünun edebiyat hareketini başlatmalarıdır. Dolayısıyla bu polemiğin Türk edebiyatında yenileşme hareketinin hızlanmasına doğrudan katkı sağladığı söylenebilir.
Soru 10 (Açık Uçlu)
Cumhuriyet öncesinde eleştiri türü Tanzimat'tan Milli Edebiyat dönemine kadar nasıl bir gelişim süreci geçirmiştir? Dönemlere göre karşılaştırmalı olarak değerlendiriniz.
Cevap:
Cumhuriyet öncesinde eleştiri türü, Tanzimat döneminden Milli Edebiyat dönemine kadar sürekli bir gelişim göstermiştir. Tanzimat döneminde eleştiri, daha çok polemik ve tartışma niteliğindedir; kişisel beğeniler ve ideolojik tutumlar ön plandadır. Eleştiri bağımsız bir tür olarak kurumsallaşmamıştır. Servetifünun döneminde eleştiri, daha sistematik ve estetik kaygılara dayanan bir yapıya kavuşmuştur. Batı edebiyatı eleştiri anlayışı model alınmıştır. Fecriati döneminde eleştiri, Servetifünun'un devamı niteliğinde kalmış ve belirgin bir ilerleme kaydedememiştir. Milli Edebiyat döneminde ise eleştiri, millî ve toplumsal bir işlev kazanmıştır. Dilde sadeleşme hareketi eleştirilerin ana konusu olmuş, bilimsel edebiyat tarihçiliğinin temelleri atılmıştır. Genel olarak bakıldığında, eleştiri polemikten bilimsel yönteme, kişisel beğeniden nesnel ölçütlere doğru bir gelişim çizgisi izlemiştir.
Çalışma Kağıdı
ÇALIŞMA KÂĞIDI
11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı – Cumhuriyet Öncesinde Eleştiri
Ad Soyad: ________________________ Sınıf/No: ____________ Tarih: ____________
ETKİNLİK 1 – Boşluk Doldurma
Aşağıdaki cümlelerdeki boşlukları uygun kelime veya kavramlarla doldurunuz.
1. Türk edebiyatında Batılı anlamda eleştiri ilk olarak __________________ döneminde ortaya çıkmıştır.
2. Namık Kemal, Ziya Paşa'nın Harabat antolojisini eleştirmek için __________________ adlı eserini yazmıştır.
3. Ziya Paşa, __________________ adlı makalesinde halk edebiyatını yüceltmiştir.
4. Recaizade Mahmut Ekrem ile __________________ arasında yaşanan tartışma "eski-yeni" tartışması olarak bilinir.
5. __________________ adlı eser, Recaizade Mahmut Ekrem'in edebiyat kurallarını ortaya koyduğu bir poetika niteliğindedir.
6. Türk edebiyatında pozitivist eleştiri anlayışını benimseyen ilk isim __________________ olmuştur.
7. Servetifünun döneminde Ahmet Mithat Efendi'nin başlattığı tartışma __________________ tartışması olarak adlandırılır.
8. Hüseyin Cahit Yalçın'ın eleştiri alanındaki önemli eseri __________________ adını taşır.
9. Fecriati topluluğu, Türk edebiyatında __________________ ile ortaya çıkan ilk topluluktur.
10. Milli Edebiyat döneminde Ömer Seyfettin'in Genç Kalemler dergisinde yayımladığı __________________ makalesi dilde sadeleşmenin ilkelerini belirlemiştir.
ETKİNLİK 2 – Eşleştirme
Aşağıdaki sanatçıları (sol sütun) eserleriyle (sağ sütun) eşleştiriniz. Doğru eşleşmelerin harfini ilgili numaranın yanına yazınız.
1. Namık Kemal ( ) a) Talim-i Edebiyat
2. Ziya Paşa ( ) b) Victor Hugo
3. Recaizade Mahmut Ekrem ( ) c) Kavgalarım
4. Beşir Fuad ( ) d) Tahrib-i Harabat
5. Hüseyin Cahit Yalçın ( ) e) Şiir ve İnşa
6. Ömer Seyfettin ( ) f) Yeni Lisan
ETKİNLİK 3 – Tablo Tamamlama
Aşağıdaki tabloyu ilgili bilgilerle doldurunuz.
| Dönem | Önemli Eleştirmen(ler) | Eleştiri Anlayışının Temel Özelliği | Önemli Tartışma/Olay |
|---|---|---|---|
| Tanzimat I. Dönem | |||
| Tanzimat II. Dönem | |||
| Servetifünun | |||
| Fecriati | |||
| Milli Edebiyat |
ETKİNLİK 4 – Doğru/Yanlış
Aşağıdaki ifadelerin başına doğruysa (D), yanlışsa (Y) yazınız.
( ) 1. Divan edebiyatında Batılı anlamda bağımsız bir eleştiri türü bulunmaktadır.
( ) 2. Namık Kemal, edebiyatın topluma hizmet etmesi gerektiğini savunmuştur.
( ) 3. Beşir Fuad, romantizm akımını savunan bir eleştirmendir.
( ) 4. Fecriati topluluğu, Türk edebiyatında beyannameyle ortaya çıkan ilk topluluktur.
( ) 5. Dekadanlar tartışması, Tanzimat döneminde yaşanmıştır.
( ) 6. Mehmet Fuat Köprülü, modern edebiyat tarihçiliğinin temellerini atmıştır.
( ) 7. Milli Edebiyat döneminde eleştiriler bireysel ve estetik kaygılarla yapılmıştır.
( ) 8. Ziya Paşa, Şiir ve İnşa makalesinde halk edebiyatını yüceltmiştir.
ETKİNLİK 5 – Kısa Cevaplı Sorular
Aşağıdaki soruları kısaca cevaplayınız.
1. Eleştiri (tenkit) türünün tanımını yazınız.
________________________________________________________________________
________________________________________________________________________
________________________________________________________________________
2. Ziya Paşa'nın eleştiri alanındaki çelişkisini kısaca açıklayınız.
________________________________________________________________________
________________________________________________________________________
________________________________________________________________________
3. Recaizade Mahmut Ekrem ile Muallim Naci arasındaki tartışmanın Türk edebiyatına etkisi ne olmuştur?
________________________________________________________________________
________________________________________________________________________
________________________________________________________________________
4. Milli Edebiyat döneminde eleştirinin temel konusu nedir? Açıklayınız.
________________________________________________________________________
________________________________________________________________________
________________________________________________________________________
5. Cumhuriyet öncesinde eleştiri türünün genel gelişim çizgisini bir cümleyle özetleyiniz.
________________________________________________________________________
________________________________________________________________________
ETKİNLİK 6 – Karşılaştırma
Aşağıdaki iki tartışmayı karşılaştırarak benzerlik ve farklılıklarını yazınız.
| Eski-Yeni Tartışması | Dekadanlar Tartışması | |
|---|---|---|
| Dönem | ||
| Taraflar | ||
| Tartışma Konusu | ||
| Sonucu |
CEVAP ANAHTARI
Etkinlik 1 – Boşluk Doldurma:
1. Tanzimat 2. Tahrib-i Harabat 3. Şiir ve İnşa 4. Muallim Naci 5. Talim-i Edebiyat 6. Beşir Fuad 7. Dekadanlar 8. Kavgalarım 9. beyanname 10. Yeni Lisan
Etkinlik 2 – Eşleştirme:
1-d 2-e 3-a 4-b 5-c 6-f
Etkinlik 4 – Doğru/Yanlış:
1. Y 2. D 3. Y 4. D 5. Y 6. D 7. Y 8. D
Sıkça Sorulan Sorular
11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı müfredatı 2025-2026 yılında kaç ünite?
2025-2026 müfredatına göre 11. sınıf türk dili ve edebiyatı dersi birden fazla üniteden oluşmaktadır. Sayfadaki ünite listesinden güncel bilgiye ulaşabilirsiniz.
11. sınıf cumhuriyet Öncesinde eleştiri konuları hangi dönemlerde işleniyor?
11. sınıf türk dili ve edebiyatı dersi konuları 1. dönem ve 2. dönem olarak iki yarıyılda işlenmektedir. Her ünitenin tahmini süre bilgisi Millî Eğitim Bakanlığı'nın haftalık ders planlarında yer almaktadır.
11. sınıf türk dili ve edebiyatı müfredatı ne zaman güncellendi?
Gösterilen içerik 2025-2026 eğitim-öğretim yılı için güncellenmiştir. Millî Eğitim Bakanlığı'nın resmi sitesinde yayımlanan müfredat dokümanları esas alınmıştır.