📌 Konu

Cumhuriyet Dönemi'nde Hikaye (1940-1960)

1940-1960 arası Cumhuriyet Dönemi hikaye geleneği ve önemli yazarlar.

1940-1960 arası Cumhuriyet Dönemi hikaye geleneği ve önemli yazarlar.

Konu Anlatımı

Cumhuriyet Dönemi'nde Hikâye (1940-1960) – Kapsamlı Konu Anlatımı

11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı müfredatında önemli bir yere sahip olan Cumhuriyet Dönemi'nde Hikâye (1940-1960) konusu, Türk edebiyatının en verimli dönemlerinden birini kapsar. Bu dönemde Türk hikâyeciliği hem teknik hem de tematik açıdan büyük bir dönüşüm geçirmiştir. 1940-1960 yılları arasında yazılan hikâyeler, toplumsal gerçekçilikten bireyin iç dünyasına uzanan geniş bir yelpazede şekillenmiştir. Bu konu anlatımında dönemin tarihsel arka planını, edebî akımlarını, öne çıkan sanatçılarını ve eserlerini ayrıntılı biçimde inceleyeceğiz.

1. Tarihsel ve Toplumsal Arka Plan

1940-1960 dönemi, hem dünya hem de Türkiye tarihi açısından son derece hareketli bir zaman dilimidir. İkinci Dünya Savaşı (1939-1945) tüm dünyayı derinden etkilemiş, Türkiye savaşa doğrudan katılmamış olsa da ekonomik ve toplumsal açıdan ciddi sıkıntılar yaşamıştır. Savaş yıllarında uygulanan sıkıyönetim, karartma uygulamaları, ekmek karneleri ve Varlık Vergisi gibi olağanüstü tedbirler halkın günlük yaşamını doğrudan etkilemiştir.

1946 yılında çok partili siyasi hayata geçiş, Türk toplumunda büyük bir dönüm noktası olmuştur. Demokrat Parti'nin 1950'de iktidara gelmesiyle birlikte köyden kente göç hızlanmış, sanayileşme adımları atılmış ve toplumsal yapıda köklü değişimler başlamıştır. Bu değişimler edebiyata doğrudan yansımış; yazarlar köy gerçeğini, kasaba yaşamını, büyük şehirlerin varoşlarını ve bireyin bunalımlarını eserlerinde işlemeye başlamışlardır.

Köy Enstitüleri'nin 1940'ta kurulması, kırsal kesimden gelen aydınların yetişmesine zemin hazırlamıştır. Bu enstitülerden yetişen yazarlar, köy ve kasaba gerçekliğini ilk elden tanıyan kişiler olarak Türk hikâyeciliğine özgün bir bakış açısı kazandırmışlardır. Mahmut Makal'ın "Bizim Köy" adlı eseri bu dönemin simgesi haline gelmiştir.

2. 1940-1960 Dönemi Türk Hikâyeciliğinin Genel Özellikleri

Bu dönemde Türk hikâyeciliği çeşitli eğilimler etrafında şekillenmiştir. Toplumcu gerçekçi anlayış, bireysel çözümlemeler, varoluşçu temalar ve millî-manevi değerlere yöneliş gibi farklı eğilimler bir arada varlığını sürdürmüştür. Dönemin en belirgin özelliklerinden biri, hikâyeciliğin teknik açıdan olgunlaşması ve dünya edebiyatı ile etkileşimin artmasıdır.

Toplumcu Gerçekçilik: 1940'lı yılların başından itibaren toplumcu gerçekçi anlayış Türk hikâyeciliğinde güçlü bir damar oluşturmuştur. Bu anlayışa göre edebiyat, toplumsal sorunları yansıtmalı ve değiştirici bir işlev üstlenmelidir. Sabahattin Ali, bu akımın en güçlü temsilcilerinden biridir. Köy ve kasaba yaşamının sorunları, sınıf çatışmaları, yoksulluk ve adaletsizlik bu anlayışla kaleme alınan hikâyelerin başlıca temalarıdır.

Bireyin İç Dünyasına Yöneliş: 1940'lı yıllardan itibaren bazı yazarlar, toplumsal konuların yanı sıra bireyin psikolojik dünyasını da derinlemesine incelemeye başlamışlardır. Sait Faik Abasıyanık bu eğilimin en önemli temsilcisidir. Sait Faik, İstanbul'un sıradan insanlarını — balıkçıları, kahveci esnafını, çocukları, yalnız yaşayan kişileri — sevgi dolu bir bakış açısıyla anlatmış; olay örgüsünden çok atmosfer ve duygu yoğunluğuna önem vermiştir.

Köy ve Kasaba Gerçekçiliği: 1950'li yıllarda Köy Enstitüleri'nden yetişen yazarların edebiyat sahnesine çıkmasıyla "köy edebiyatı" güçlü bir akım haline gelmiştir. Bu yazarlar, köy yaşamını romantize etmeden, gerçekçi bir dille anlatmışlardır. Toprak kavgaları, ağalık düzeni, cehalet, yoksulluk ve köyden kente göç bu hikâyelerin temel konularıdır.

Millî ve Manevi Değerlere Yöneliş: Dönemin bir diğer önemli eğilimi, millî ve manevi değerleri ön plana çıkaran hikâyeciliktir. Tarık Buğra, Mustafa Kutlu gibi isimler Anadolu insanının değerlerini, geleneklerini ve yaşam biçimini eserlerinde yansıtmışlardır.

3. Dönemin Hikâye Anlayışları ve Teknikleri

1940-1960 yılları arasında Türk hikâyeciliğinde iki temel hikâye anlayışı belirginleşmiştir: olay hikâyesi (Maupassant tarzı) ve durum hikâyesi (Çehov tarzı). Bu iki anlayış, dönemin farklı yazarları tarafından başarılı bir şekilde uygulanmıştır.

Olay Hikâyesi (Maupassant Tarzı): Bu tarz hikâyelerde belirgin bir olay örgüsü, serim-düğüm-çözüm yapısı ve çoğu zaman sürpriz bir son bulunur. Ömer Seyfettin geleneğinden gelen bu anlayış, 1940-1960 döneminde de varlığını sürdürmüştür. Toplumcu gerçekçi yazarların birçoğu bu tarzda eserler vermiştir.

Durum Hikâyesi (Çehov Tarzı): Bu anlayışta belirgin bir olay örgüsü yerine bir kesit, bir atmosfer, bir ruh hâli verilir. Hikâye net bir sonla bitmez; okuyucuya düşünme ve yorumlama alanı bırakılır. Sait Faik Abasıyanık, Türk edebiyatında durum hikâyesinin en büyük ustasıdır. Onun hikâyelerinde çoğu zaman "hiçbir şey olmaz"; ama okuyucu derin bir duygu deneyimi yaşar.

Bu dönemde bilinç akışı, iç monolog ve geriye dönüş (flashback) gibi modern anlatım teknikleri de Türk hikâyeciliğine girmeye başlamıştır. Yazarlar, geleneksel kronolojik anlatımın dışına çıkarak zamanı parçalamış, farklı bakış açılarını bir arada kullanmışlardır.

4. Dönemin Öne Çıkan Sanatçıları ve Eserleri

4.1. Sait Faik Abasıyanık (1906-1954)

Sait Faik, 1940-1960 döneminin ve belki de tüm Türk hikâyeciliğinin en özgün seslerinden biridir. İstanbul'u, özellikle Beyoğlu, Burgaz Adası ve çevresini mekân olarak seçmiş; sıradan insanların gündelik yaşamlarını, yalnızlıklarını, sevinçlerini ve hüzünlerini samimi bir dille anlatmıştır.

Eserlerinin özellikleri: Sait Faik'in hikâyelerinde olay örgüsü ikinci planda kalır. Asıl önemli olan atmosfer, karakter ve duygu yoğunluğudur. Dili sade, doğal ve konuşma diline yakındır. İnsana ve doğaya karşı derin bir sevgi duyar. Toplumsal sınıflar arasındaki farklılıklara dikkat çeker ancak bunu didaktik bir üslupla değil, insani bir sıcaklıkla yapar.

Başlıca eserleri: "Semaver", "Sarnıç", "Şahmerdan", "Lüzumsuz Adam", "Mahalle Kahvesi", "Havuz Başı", "Son Kuşlar", "Alemdağ'da Var Bir Yılan" ve "Tüneldeki Çocuk" önemli hikâye kitaplarıdır.

Sait Faik, "Son Kuşlar" hikâyesinde doğanın tahribatına karşı duyarlılığını anlatırken, "Lüzumsuz Adam"da modern insanın yabancılaşmasını ve yalnızlığını işlemiştir. Onun hikâyeleri, Türk edebiyatında durum hikâyesinin en güzel örnekleridir.

4.2. Sabahattin Ali (1907-1948)

Sabahattin Ali, toplumcu gerçekçi Türk hikâyeciliğinin en önemli isimlerindendir. Köy ve kasaba insanının yaşam mücadelesini, toplumsal adaletsizlikleri ve bireyin toplumla çatışmasını güçlü bir gözlem yeteneği ve lirik bir dille anlatmıştır.

Eserlerinin özellikleri: Hikâyelerinde hem güçlü bir olay örgüsü hem de derinlikli karakter çözümlemesi bulunur. Doğa tasvirleri son derece canlı ve etkilidir. İnsan-doğa ilişkisini sıklıkla işlemiştir. Ezilen, sömürülen insanların yanında yer almış; sosyal eleştiriyi hikâyelerine ustaca yedirmiştir.

Başlıca eserleri: "Değirmen", "Kağnı", "Ses", "Yeni Dünya" ve "Sırça Köşk" önemli hikâye kitaplarıdır. "Kağnı" hikâyesinde Anadolu'nun yoksul insanlarının acı gerçekliğini anlatan Sabahattin Ali, "Sırça Köşk" ile sembolik anlatıma da başvurmuş ve toplumsal eleştirisini alegorik bir çerçevede sunmuştur.

4.3. Orhan Kemal (1914-1970)

Orhan Kemal, toplumcu gerçekçi edebiyatın hikâye ve roman alanındaki en verimli yazarlarından biridir. Adana'nın pamuk tarlalarında, fabrikalarda çalışan işçilerin, Çukurova'nın emekçi insanlarının ve büyük şehrin varoşlarında tutunmaya çalışan küçük insanların hikâyelerini anlatmıştır.

Eserlerinin özellikleri: Gözleme dayalı gerçekçi bir anlatımı vardır. Karakterlerini çoğunlukla alt sınıftan seçmiştir. Diyalogları doğal ve canlıdır; ağız özelliklerini metne başarıyla yansıtmıştır. Hikâyelerinde umut ve direniş teması öne çıkar.

Başlıca eserleri: "Ekmek Kavgası", "Sarhoşlar", "Çamaşırcının Kızı", "72. Koğuş" ve "Grev" önemli hikâye kitaplarıdır.

4.4. Kemal Tahir (1910-1973)

Kemal Tahir, Türk toplumunun yapısını, tarihsel süreçlerini ve değişim dinamiklerini derinlemesine araştıran bir yazar olarak bilinir. Hapishane yıllarında edindiği gözlemler, eserlerine zengin bir malzeme sağlamıştır.

Eserlerinin özellikleri: Toplumsal meselelere tarihsel bir perspektiften yaklaşır. Anadolu insanının direniş gücünü ve dayanışma ruhunu anlatır. Köy yaşamını idealize etmeden, nesnel bir bakışla sunar.

Başlıca eserleri: "Göl İnsanları" hikâye kitabında Anadolu köylerinin ve kasabalarının gerçekliğini yansıtmıştır.

4.5. Haldun Taner (1915-1986)

Haldun Taner, 1940-1960 döneminde özellikle büyük şehir yaşamını, sosyal değişimi ve toplumsal çelişkileri ironik ve mizahi bir dille anlatan önemli bir hikâyecidir. Türk edebiyatında epik tiyatronun öncüsü olarak bilinse de hikâyeleri de son derece değerlidir.

Eserlerinin özellikleri: İroni ve hiciv onun en güçlü silahlarıdır. Toplumsal eleştirisini güldürürken düşündüren bir üslupla yapar. Karakterlerini abartıya kaçmadan, gerçekçi çizgilerle çizer. Şehirli orta sınıfın iki yüzlülüklerini, sosyal çelişkileri ustaca gözler.

Başlıca eserleri: "Yaşasın Demokrasi", "Tuş", "On İkiye Bir Var" ve "Konçinalar" önemli hikâye kitaplarıdır.

4.6. Tarık Buğra (1918-1994)

Tarık Buğra, Anadolu insanının değerlerini, geleneklerini ve yaşam biçimini millî bir duyarlılıkla ele alan önemli bir yazardır. Hikâyelerinde Anadolu'nun küçük kasabalarının atmosferini, insan ilişkilerini ve toplumsal değişimin bireylere etkisini işlemiştir.

Eserlerinin özellikleri: Psikolojik çözümlemelere önem verir. Karakterlerini derinlikli bir şekilde yansıtır. Anadolu insanının manevi dünyasına duyarlıdır. Dili özenli ve akıcıdır.

Başlıca eserleri: "Oğlumuz", "Yarın Diye Bir Şey Yoktur" ve "İki Uyku Arasında" önemli hikâye kitaplarıdır.

4.7. Diğer Önemli Hikâyeciler

Necati Cumalı (1921-2001): Ege Bölgesi'nin köy ve kasaba yaşamını, toprak sorunlarını ve insan ilişkilerini işlemiştir. "Susuz Yaz" önemli eserlerindendir.

Fakir Baykurt (1929-1999): Köy Enstitüsü mezunu olarak köy gerçekliğini içeriden bir bakışla anlatmıştır. "Çilli" ve "Efendilik Savaşı" önemli hikâye kitaplarıdır.

Yaşar Kemal (1923-2015): Çukurova'nın doğasını ve insanını destansı bir dille anlatan Yaşar Kemal, hikâyeleriyle de önemli bir yer edinmiştir. "Sarı Sıcak" hikâye kitabı bu dönemin ürünüdür.

Samim Kocagöz (1916-1993): Toplumcu gerçekçi anlayışla köy ve kasaba yaşamını anlatan önemli bir hikâyecidir. "Telli Kavak" ve "Sam Amca" bilinen eserleridir.

5. Dönemin Hikâyelerinde Temalar

1940-1960 arası Türk hikâyeciliğinde işlenen temalar son derece çeşitlidir. Bu temaları şu başlıklar altında toplamak mümkündür:

Yoksulluk ve Geçim Sıkıntısı: Savaş yıllarının ekonomik zorlukları, köydeki topraksız köylünün çaresizliği, şehirdeki işçilerin geçim mücadelesi birçok hikâyenin ana temasını oluşturmuştur. Orhan Kemal'in "Ekmek Kavgası" bu temanın en güçlü örneklerindendir.

Köy Gerçekliği: Ağalık düzeni, toprak kavgaları, cehalet, batıl inançlar, sağlık sorunları ve eğitimsizlik köy hikâyelerinde sıkça işlenen konulardır. Sabahattin Ali'nin "Kağnı"sı, Fakir Baykurt'un eserleri bu temanın güçlü örnekleridir.

Göç ve Şehirleşme: Köyden kente göç eden insanların uyum sorunları, kimlik bunalımları ve kültürel çatışmaları özellikle 1950'lerden itibaren yoğun biçimde işlenmiştir.

Yalnızlık ve Yabancılaşma: Modern şehir yaşamının getirdiği yalnızlık, insanlar arası iletişimsizlik ve bireyin topluma yabancılaşması Sait Faik'in hikâyelerinde en derin ifadesini bulmuştur.

İnsan Sevgisi ve Doğa: Sait Faik'in eserlerinde özellikle belirgin olan insan ve doğa sevgisi, dönemin hümanist bir damarını oluşturmuştur.

Toplumsal Eleştiri: Bürokrasinin hantallığı, siyasi baskılar, sınıfsal eşitsizlikler ve toplumsal iki yüzlülük Haldun Taner başta olmak üzere birçok yazarın hikâyelerinde eleştirel bir bakışla ele alınmıştır.

6. Dil ve Anlatım Özellikleri

1940-1960 döneminde Türk hikâyeciliğinin dil ve anlatım özellikleri çeşitlilik göstermiştir. Genel bir eğilim olarak dilde sadeleşme devam etmiş, konuşma diline yakın bir anlatım benimsenmiştir. Ancak her yazarın kendine özgü bir üslubu vardır.

Sait Faik, doğal, akıcı ve samimi bir dil kullanmıştır. Cümleleri kısa ve yalındır. Sıfatlara ve betimlemelere özen gösterir ancak bunları abartmaz. Sabahattin Ali ise lirik bir dil kullanmış, doğa tasvirlerinde şiirsel bir anlatım benimsemiştir. Orhan Kemal, halk ağzına en yakın dili kullanan yazarlardan biridir; diyaloglarında yerel ağız özelliklerini yansıtmıştır.

Bu dönemde birinci tekil kişi anlatıcı kullanımı yaygınlaşmış, bazı yazarlar üçüncü kişi anlatıcıdan ilahi bakış açısına kadar farklı anlatım tekniklerini denemişlerdir. İç monolog ve bilinç akışı teknikleri de bu dönemde Türk hikâyeciliğine girmeye başlamıştır.

7. 1940-1960 Dönemi Hikâyeciliğinin Türk Edebiyatındaki Yeri

1940-1960 dönemi, Türk hikâyeciliğinin altın çağlarından biri olarak kabul edilir. Bu dönemde hikâye türü, roman kadar saygın ve etkili bir edebî tür haline gelmiştir. Sait Faik'in başlattığı durum hikâyesi geleneği, sonraki kuşakları derinden etkilemiştir. Toplumcu gerçekçi hikâye anlayışı, 1960 sonrasında Köy Edebiyatı akımının temellerini atmıştır.

Dönemin hikâyecileri, Türk toplumunun geçirdiği büyük dönüşümü — tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişi, tek partiden çok partili sisteme geçişi, kırsal yapıdan kentsel yapıya dönüşümü — eserlerinde belgelemiş ve yorumlamışlardır. Bu yönüyle 1940-1960 dönemi hikâyeleri, yalnızca edebî değil, aynı zamanda toplumsal ve tarihsel bir belge niteliği de taşımaktadır.

8. Dönemin Hikâye Dergileri ve Edebî Ortam

1940-1960 döneminde birçok edebiyat dergisi yayımlanmış ve bu dergiler hikâyeciliğin gelişmesinde önemli bir rol oynamıştır. Varlık, Seçilmiş Hikâyeler, Yeditepe ve Mavi gibi dergiler, genç yazarların eserlerini yayımladıkları platformlar olmuştur. Bu dergiler aracılığıyla edebî tartışmalar yürütülmüş, yeni edebî akımlar tanıtılmış ve okuyucu kitlesi genişletilmiştir.

Özellikle "Seçilmiş Hikâyeler" dergisi, adından da anlaşılacağı gibi hikâye türüne özel bir önem vermiş ve dönemin en iyi hikâyecilerinin eserlerini bir araya getirmiştir. Bu dergi, Türk hikâyeciliğinin gelişmesine büyük katkıda bulunmuştur.

9. Örnek Hikâye İncelemesi: Sait Faik – "Son Kuşlar"

"Son Kuşlar" hikâyesi, Sait Faik'in aynı adlı hikâye kitabında yer alır ve onun sanat anlayışını en iyi yansıtan eserlerden biridir. Hikâyede anlatıcı, İstanbul'da bir parkta oturur ve kuşları izler. Kuşların azaldığını fark eder, şehirleşmenin doğayı yok ettiğini düşünür. Hikâyede belirgin bir olay örgüsü yoktur; bunun yerine bir ruh hâli, bir atmosfer aktarılır.

Bu hikâye, Sait Faik'in durum hikâyesi anlayışının tipik bir örneğidir. Olay yerine duygu ön plandadır. İnsan-doğa ilişkisi, şehirleşmenin getirdiği kayıplar ve yalnızlık teması hikâyenin ana eksenidir. Dil sade ve içtendir; okuyucu kendini anlatıcının yanında, parkta oturuyormuş gibi hisseder.

10. Örnek Hikâye İncelemesi: Sabahattin Ali – "Kağnı"

"Kağnı" hikâyesi, Sabahattin Ali'nin aynı adlı hikâye kitabında yer alır. Hikâyede yaşlı bir Anadolu kadını, hasta oğlunu tedavi ettirmek için kağnıyla uzak bir kasabaya götürmeye çalışır. Yolculuk sırasında oğlu hayatını kaybeder, ancak kadın bunu fark etmez ve yoluna devam eder.

Bu hikâye, Anadolu insanının yoksulluğunu, çaresizliğini ve sağlık hizmetlerine erişimdeki eşitsizliği derinden yansıtan toplumcu gerçekçi bir eserdir. Olay hikâyesi (Maupassant tarzı) özelliği taşır; belirgin bir olay örgüsü ve sarsıcı bir son vardır. Doğa tasvirleri güçlü ve atmosfer yaratıcıdır. Sabahattin Ali'nin lirik üslubu, acı veren konuya rağmen hikâyeye edebî bir derinlik kazandırır.

11. Özet ve Değerlendirme

Sonuç olarak, 11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı müfredatında yer alan Cumhuriyet Dönemi'nde Hikâye (1940-1960) konusu, Türk edebiyatının en zengin ve çeşitli dönemlerinden birini kapsar. Bu dönemde toplumcu gerçekçilik, bireysel çözümleme, köy gerçekçiliği ve millî duyarlılık gibi farklı eğilimler bir arada var olmuştur. Sait Faik, Sabahattin Ali, Orhan Kemal, Kemal Tahir, Haldun Taner ve Tarık Buğra gibi usta hikâyeciler, Türk hikâyeciliğini hem teknik hem de tematik açıdan zenginleştirmişlerdir.

Bu dönemin hikâyeleri, Türk toplumunun geçirdiği büyük dönüşümün edebî aynasıdır. Öğrencilerin bu dönemi iyi anlaması, hem Türk edebiyatı tarihini kavraması hem de sonraki dönemlerin edebî gelişmelerini değerlendirebilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Örnek Sorular

Cumhuriyet Dönemi'nde Hikâye (1940-1960) – Çözümlü Sorular

Aşağıda 11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı dersinin Cumhuriyet Dönemi'nde Hikâye (1940-1960) konusuna yönelik 10 adet çözümlü soru yer almaktadır. Sorular hem çoktan seçmeli hem de açık uçlu olarak hazırlanmıştır.

Soru 1 (Çoktan Seçmeli)

Aşağıdakilerden hangisi Sait Faik Abasıyanık'ın hikâye anlayışı için söylenemez?

  • A) Durum hikâyesi (Çehov tarzı) anlayışını benimsemiştir.
  • B) İstanbul'un sıradan insanlarını anlatmıştır.
  • C) Hikâyelerinde olay örgüsü ön plandadır ve sürpriz sonlar kullanmıştır.
  • D) Sade ve doğal bir dil kullanmıştır.
  • E) İnsan ve doğa sevgisi eserlerinin temelini oluşturur.

Cevap: C

Çözüm: Sait Faik, durum hikâyesinin (Çehov tarzı) en önemli temsilcisidir. Onun hikâyelerinde olay örgüsü ikinci plandadır; belirgin bir serim-düğüm-çözüm yapısı ve sürpriz son bulunmaz. Bunun yerine bir atmosfer, bir ruh hâli aktarılır. Bu nedenle C seçeneği Sait Faik için söylenemez. Sürpriz sonlu, olay ağırlıklı hikâyeler Maupassant tarzı olay hikâyesinin özelliğidir.

Soru 2 (Çoktan Seçmeli)

Sabahattin Ali'nin "Kağnı" hikâyesinin ana teması aşağıdakilerden hangisidir?

  • A) Büyük şehirde yalnızlık ve yabancılaşma
  • B) Anadolu insanının yoksulluğu ve sağlık hizmetlerine erişimdeki eşitsizlik
  • C) Köyden kente göç eden bireyin kimlik bunalımı
  • D) Siyasi baskılar ve aydın sorunu
  • E) Sanayileşmenin işçi sınıfı üzerindeki olumsuz etkileri

Cevap: B

Çözüm: "Kağnı" hikâyesinde yaşlı bir Anadolu kadını, hasta oğlunu tedavi ettirmek için kağnıyla uzak bir kasabaya götürmeye çalışır ancak oğlu yolda hayatını kaybeder. Hikâye, Anadolu insanının yoksulluğunu, çaresizliğini ve sağlık hizmetlerine erişimdeki derin eşitsizliği anlatır. Bu nedenle doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 3 (Çoktan Seçmeli)

Aşağıdaki yazar-eser eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

  • A) Sait Faik Abasıyanık – Son Kuşlar
  • B) Sabahattin Ali – Sırça Köşk
  • C) Orhan Kemal – Ekmek Kavgası
  • D) Haldun Taner – Göl İnsanları
  • E) Tarık Buğra – Oğlumuz

Cevap: D

Çözüm: "Göl İnsanları" Kemal Tahir'in hikâye kitabıdır, Haldun Taner'in değildir. Haldun Taner'in önemli hikâye kitapları arasında "Yaşasın Demokrasi", "Tuş" ve "On İkiye Bir Var" sayılabilir. Diğer eşleştirmelerin tümü doğrudur.

Soru 4 (Çoktan Seçmeli)

1940-1960 dönemi Türk hikâyeciliğinde "köy edebiyatı" akımının güçlenmesinde aşağıdakilerden hangisinin etkisi en büyüktür?

  • A) İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesi
  • B) Çok partili hayata geçiş
  • C) Köy Enstitüleri'nin kurulması ve buralardan yetişen yazarlar
  • D) Batılı edebiyat akımlarının Türkiye'ye girmesi
  • E) Edebiyat dergilerinin yaygınlaşması

Cevap: C

Çözüm: Köy Enstitüleri 1940 yılında kurulmuş ve kırsal kesimden gelen birçok genç yazarın yetişmesini sağlamıştır. Fakir Baykurt, Mahmut Makal gibi isimler bu enstitülerden yetişmiş ve köy gerçekliğini bizzat yaşayan kişiler olarak edebiyata taşımışlardır. Bu durum köy edebiyatının güçlenmesinde en belirleyici etken olmuştur.

Soru 5 (Çoktan Seçmeli)

Aşağıdakilerden hangisi durum hikâyesinin (Çehov tarzı) özelliklerinden değildir?

  • A) Belirgin bir olay örgüsü yerine bir kesit sunulur.
  • B) Atmosfer ve ruh hâli ön plandadır.
  • C) Hikâye net bir sonla bitmez; okuyucuya yorumlama alanı bırakılır.
  • D) Serim-düğüm-çözüm yapısı belirgindir ve sürpriz bir sonla biter.
  • E) Karakterlerin iç dünyası ve duyguları derinlemesine işlenir.

Cevap: D

Çözüm: Serim-düğüm-çözüm yapısının belirgin olması ve sürpriz sonla bitmesi, olay hikâyesinin (Maupassant tarzı) özelliğidir. Durum hikâyesinde (Çehov tarzı) belirgin bir olay örgüsü yoktur; bunun yerine bir atmosfer, bir kesit, bir ruh hâli aktarılır ve hikâye açık uçlu biçimde sonlanır.

Soru 6 (Açık Uçlu)

Sait Faik Abasıyanık ile Sabahattin Ali'nin hikâye anlayışlarını karşılaştırarak benzerlik ve farklılıklarını yazınız.

Örnek Cevap: Sait Faik ve Sabahattin Ali, 1940-1960 döneminin en önemli iki hikâyecisidir; ancak hikâye anlayışları birbirinden belirgin biçimde farklıdır. Sait Faik, durum hikâyesi anlayışını benimsemiştir; hikâyelerinde belirgin bir olay örgüsü yoktur, bunun yerine bir atmosfer ve ruh hâli aktarılır. İstanbul'un sıradan insanlarını — balıkçıları, çocukları, yalnız yaşayan kişileri — anlatan Sait Faik, insana ve doğaya derin bir sevgiyle yaklaşmıştır. Sabahattin Ali ise olay hikâyesi anlayışına daha yakındır; hikâyelerinde güçlü bir olay örgüsü ve sarsıcı sonlar bulunur. Köy ve kasaba insanının yaşam mücadelesini, toplumsal adaletsizlikleri anlatan Sabahattin Ali, toplumcu gerçekçi bir bakış açısına sahiptir. İki yazarın ortak noktaları ise şunlardır: Her ikisi de sade ve doğal bir dil kullanmıştır, güçlü doğa tasvirlerine yer vermiştir ve ezilen, ötekileştirilen insanları anlatmışlardır. Ancak Sait Faik bireysel duyarlılığı, Sabahattin Ali ise toplumsal mesajı ön plana çıkarmıştır.

Soru 7 (Açık Uçlu)

1940-1960 döneminde Türk hikâyeciliğini etkileyen toplumsal ve siyasi gelişmeleri açıklayınız.

Örnek Cevap: 1940-1960 dönemi, Türkiye'de köklü toplumsal ve siyasi değişimlerin yaşandığı bir zaman dilimidir. İkinci Dünya Savaşı (1939-1945) doğrudan katılım olmasa da ekonomik sıkıntılara yol açmış; karartma, ekmek karnesi ve Varlık Vergisi gibi uygulamalar halkı derinden etkilemiştir. 1940 yılında Köy Enstitüleri'nin kurulması, kırsal kesimden aydınların yetişmesine zemin hazırlamış ve köy edebiyatının temellerini atmıştır. 1946'da çok partili hayata geçiş ve 1950'de Demokrat Parti'nin iktidara gelmesi toplumsal yapıyı dönüştürmüştür. Köyden kente göç hızlanmış, sanayileşme başlamış ve yeni bir şehirli sınıf ortaya çıkmıştır. Tüm bu gelişmeler edebiyata doğrudan yansımış; yoksulluk, göç, toplumsal adaletsizlik, bireyin yalnızlığı ve değişen değerler dönemin hikâyelerinin başlıca konuları olmuştur.

Soru 8 (Açık Uçlu)

Orhan Kemal'in hikâyelerinin dil ve anlatım özelliklerini açıklayınız.

Örnek Cevap: Orhan Kemal, halk ağzına en yakın dili kullanan yazarlardan biridir. Hikâyelerinde sade, yalın ve doğal bir dil tercih etmiştir. Diyalogları son derece canlı ve gerçekçidir; karakterlerinin konuşmalarında yerel ağız özelliklerini başarıyla yansıtmıştır. Adana ve Çukurova'nın emekçi insanlarının dilini, söyleyişlerini metne olduğu gibi aktarmıştır. Gözleme dayalı güçlü bir gerçekçilik anlayışına sahip olan Orhan Kemal, betimlemelerinde abartıdan kaçınmış, gerçeği çarpıtmadan vermeye özen göstermiştir. Anlatımında hümanist bir sıcaklık ve insana duyulan derin bir sempati hissedilir. Karakterlerini çoğunlukla alt sınıftan seçmiş, onların emek mücadelesini ve umutlarını samimi bir dille anlatmıştır.

Soru 9 (Çoktan Seçmeli)

Aşağıdakilerden hangisi Haldun Taner'in hikâyecilik anlayışını en doğru biçimde tanımlar?

  • A) Köy yaşamını romantize eden lirik bir anlatım
  • B) Toplumsal çelişkileri ironi ve mizahla eleştiren bir üslup
  • C) Bireyin iç dünyasını bilinç akışı tekniğiyle yansıtan bir yaklaşım
  • D) Millî ve manevi değerleri ön plana çıkaran gelenekçi bir bakış
  • E) Doğa ve insan sevgisini ön plana çıkaran hümanist bir anlayış

Cevap: B

Çözüm: Haldun Taner, toplumsal çelişkileri, bürokrasinin hantallığını ve şehirli orta sınıfın ikiyüzlülüklerini ironi ve mizah aracılığıyla eleştiren bir hikâyecidir. Güldürürken düşündüren bir üsluba sahiptir. Bu nedenle doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 10 (Açık Uçlu)

Olay hikâyesi (Maupassant tarzı) ile durum hikâyesini (Çehov tarzı) karşılaştırarak bu iki anlayışın 1940-1960 dönemindeki temsilcilerini yazınız.

Örnek Cevap: Olay hikâyesi (Maupassant tarzı) belirgin bir olay örgüsüne, serim-düğüm-çözüm yapısına ve çoğunlukla sürpriz bir sona sahiptir. Okuyucunun merakı sürekli canlı tutulur ve hikâye kesin bir sonla biter. Durum hikâyesinde (Çehov tarzı) ise belirgin bir olay örgüsü yoktur. Bunun yerine yaşamdan bir kesit, bir atmosfer veya bir ruh hâli aktarılır. Hikâye açık uçlu biçimde sonlanır ve okuyucuya düşünme alanı bırakılır. 1940-1960 döneminde olay hikâyesinin önemli temsilcileri arasında Sabahattin Ali, Orhan Kemal ve Kemal Tahir sayılabilir. Bu yazarlar toplumsal sorunları güçlü olay örgüleriyle anlatmışlardır. Durum hikâyesinin en büyük temsilcisi ise Sait Faik Abasıyanık'tır. Sait Faik, İstanbul'un sıradan insanlarını olay örgüsünden çok atmosfer ve duygu yoğunluğuyla yansıtmıştır. Onun ardından Tarık Buğra ve bazı yazarlar da durum hikâyesi anlayışına yakın eserler vermişlerdir.

Sınav

Cumhuriyet Dönemi'nde Hikâye (1940-1960) – Sınav Soruları

Bu sınav, 11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı dersinin Cumhuriyet Dönemi'nde Hikâye (1940-1960) konusunu kapsamaktadır. Toplam 20 soru bulunmaktadır. Her soru 5 puandır.

Sorular

1. Aşağıdakilerden hangisi 1940-1960 dönemi Türk hikâyeciliğinin genel özelliklerinden biri değildir?

  • A) Toplumcu gerçekçi anlayış güçlü bir damar oluşturmuştur.
  • B) Durum hikâyesi anlayışı Sait Faik ile zirveye ulaşmıştır.
  • C) Köy ve kasaba gerçekliği sıkça işlenmiştir.
  • D) Divan edebiyatı geleneğine dönüş yaşanmıştır.
  • E) Bireyin iç dünyasına yönelik hikâyeler yazılmıştır.

2. Sait Faik Abasıyanık'ın benimsediği hikâye anlayışı aşağıdakilerden hangisidir?

  • A) Olay hikâyesi (Maupassant tarzı)
  • B) Durum hikâyesi (Çehov tarzı)
  • C) Postmodern hikâye
  • D) Fantastik hikâye
  • E) Alegorik hikâye

3. Aşağıdaki eserlerden hangisi Sabahattin Ali'ye ait değildir?

  • A) Değirmen
  • B) Kağnı
  • C) Sırça Köşk
  • D) Son Kuşlar
  • E) Ses

4. Köy Enstitüleri'nin Türk hikâyeciliğine en büyük katkısı aşağıdakilerden hangisidir?

  • A) Batılı anlatım tekniklerinin yaygınlaşması
  • B) Kırsal kesimden gelen, köy gerçekliğini bilen yazarların yetişmesi
  • C) Divan edebiyatının canlandırılması
  • D) Şiir türünün hikâyeye tercih edilmesi
  • E) Yabancı dil eğitiminin edebiyata etkisi

5. "Ekmek Kavgası" adlı hikâye kitabının yazarı kimdir?

  • A) Sait Faik Abasıyanık
  • B) Sabahattin Ali
  • C) Orhan Kemal
  • D) Haldun Taner
  • E) Kemal Tahir

6. Aşağıdakilerden hangisi olay hikâyesinin (Maupassant tarzı) özelliklerinden biridir?

  • A) Belirgin bir olay örgüsü yoktur.
  • B) Atmosfer ve ruh hâli ön plandadır.
  • C) Hikâye açık uçlu biçimde sonlanır.
  • D) Serim-düğüm-çözüm yapısı belirgindir.
  • E) Okuyucuya geniş bir yorumlama alanı bırakılır.

7. Haldun Taner'in hikâyeciliğini en iyi tanımlayan kavram aşağıdakilerden hangisidir?

  • A) Lirik anlatım
  • B) Destansı üslup
  • C) İroni ve toplumsal hiciv
  • D) Mistik gerçekçilik
  • E) Romantik idealizm

8. "Göl İnsanları" adlı hikâye kitabı aşağıdaki yazarlardan hangisine aittir?

  • A) Tarık Buğra
  • B) Kemal Tahir
  • C) Necati Cumalı
  • D) Fakir Baykurt
  • E) Samim Kocagöz

9. Sait Faik'in hikâyelerinde en çok işlenen mekân aşağıdakilerden hangisidir?

  • A) Anadolu köyleri
  • B) Çukurova pamuk tarlaları
  • C) İstanbul ve Adalar
  • D) Ege kasabaları
  • E) Doğu Anadolu yaylaları

10. Aşağıdakilerden hangisi 1940-1960 dönemi Türk hikâyeciliğinde işlenen temalardan biri değildir?

  • A) Yoksulluk ve geçim sıkıntısı
  • B) Köyden kente göç
  • C) Uzay keşifleri ve bilim kurgu
  • D) Yalnızlık ve yabancılaşma
  • E) Toplumsal eleştiri

11. Sabahattin Ali'nin hikâyelerinde en belirgin özellik aşağıdakilerden hangisidir?

  • A) Olay örgüsünün tamamen ortadan kaldırılması
  • B) Toplumcu gerçekçi bakış açısı ile köy ve kasaba insanının anlatılması
  • C) Tamamen şehir yaşamına odaklanılması
  • D) Postmodern anlatım tekniklerinin kullanılması
  • E) Tarihî konuların işlenmesi

12. Aşağıdaki yazarlardan hangisi Köy Enstitüsü mezunudur?

  • A) Sait Faik Abasıyanık
  • B) Haldun Taner
  • C) Fakir Baykurt
  • D) Tarık Buğra
  • E) Orhan Kemal

13. Orhan Kemal'in hikâyelerinde sıklıkla anlattığı insan tipi aşağıdakilerden hangisidir?

  • A) Aristokrat ve aydın kesim
  • B) İşçiler, emekçiler ve alt sınıf insanları
  • C) Osmanlı paşaları
  • D) Yurtdışında yaşayan Türkler
  • E) Üniversite öğrencileri

14. "Susuz Yaz" hikâyesinin yazarı aşağıdakilerden hangisidir?

  • A) Yaşar Kemal
  • B) Necati Cumalı
  • C) Samim Kocagöz
  • D) Kemal Tahir
  • E) Orhan Kemal

15. 1946 yılında Türkiye'de yaşanan ve edebiyatı doğrudan etkileyen siyasi gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

  • A) Cumhuriyet'in ilanı
  • B) Harf inkılabı
  • C) Çok partili hayata geçiş
  • D) Köy Enstitüleri'nin kurulması
  • E) İkinci Dünya Savaşı'nın başlaması

16. Aşağıdaki eserlerden hangisi Sait Faik Abasıyanık'a aittir?

  • A) Kağnı
  • B) Ekmek Kavgası
  • C) Alemdağ'da Var Bir Yılan
  • D) Göl İnsanları
  • E) Oğlumuz

17. Tarık Buğra'nın hikâyeciliği için aşağıdakilerden hangisi en doğru ifadedir?

  • A) Toplumcu gerçekçi bir bakış açısıyla köy sorunlarını anlatır.
  • B) Anadolu insanının manevi dünyasını millî bir duyarlılıkla ele alır.
  • C) İstanbul'un kenar mahallelerini ironik bir dille anlatır.
  • D) Bilim kurgu türünde eserler verir.
  • E) Yalnızca tarihî romanlar yazmıştır.

18. Aşağıdaki edebî dergilerden hangisi 1940-1960 döneminde hikâyeciliğin gelişmesinde önemli bir rol oynamıştır?

  • A) Servet-i Fünûn
  • B) Genç Kalemler
  • C) Seçilmiş Hikâyeler
  • D) Dergâh
  • E) Malumat

19. Sait Faik'in "Son Kuşlar" hikâyesinde ön plana çıkan tema aşağıdakilerden hangisidir?

  • A) Sınıf çatışması
  • B) Şehirleşmenin doğayı tahribi ve yalnızlık
  • C) Köy-kent çatışması
  • D) Siyasi baskılar
  • E) Tarihî kahramanlık

20. 1940-1960 dönemi Türk hikâyeciliğinde bilinç akışı ve iç monolog gibi tekniklerin kullanılmaya başlanmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

  • A) Osmanlı edebiyat geleneğinin canlandırılması
  • B) Dünya edebiyatı ile etkileşimin artması ve modern anlatım tekniklerinin benimsenmesi
  • C) Halk edebiyatı geleneğinin sürdürülmesi
  • D) Siyasi sansürün etkisi
  • E) Edebiyat eğitiminin yasaklanması

Cevap Anahtarı

1. D    2. B    3. D    4. B    5. C

6. D    7. C    8. B    9. C    10. C

11. B    12. C    13. B    14. B    15. C

16. C    17. B    18. C    19. B    20. B

Çalışma Kağıdı

ÇALIŞMA KÂĞIDI

11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı

Cumhuriyet Dönemi'nde Hikâye (1940-1960)

Ad Soyad: ______________________________    Sınıf/No: __________    Tarih: __________

ETKİNLİK 1 – Boşluk Doldurma

Aşağıdaki cümlelerdeki boşlukları uygun sözcüklerle doldurunuz.

1. Türk edebiyatında durum hikâyesinin (Çehov tarzı) en önemli temsilcisi _________________________ dir.

2. Sabahattin Ali'nin "_________________________" adlı hikâyesinde yaşlı bir Anadolu kadını hasta oğlunu tedavi ettirmek için uzun bir yolculuğa çıkar.

3. 1940 yılında kurulan _________________________ , kırsal kesimden gelen yazarların yetişmesine zemin hazırlamıştır.

4. Orhan Kemal hikâyelerinde özellikle _________________________ ve _________________________ gibi emekçi kesimlerin yaşamını anlatmıştır.

5. Haldun Taner, toplumsal çelişkileri _________________________ ve _________________________ aracılığıyla eleştirmiştir.

6. Olay hikâyesinde belirgin bir _________________________ - _________________________ - _________________________ yapısı bulunur.

7. 1946 yılında Türkiye'de _________________________ hayata geçilmiştir.

8. "Göl İnsanları" adlı hikâye kitabı _________________________ tarafından yazılmıştır.

9. Sait Faik hikâyelerinde özellikle _________________________ ve _________________________ bölgelerini mekân olarak seçmiştir.

10. Sabahattin Ali'nin "_________________________" adlı eseri sembolik/alegorik bir anlatıma sahiptir.

ETKİNLİK 2 – Eşleştirme

Aşağıdaki yazarları eserleriyle eşleştiriniz. Her eserin yanındaki boşluğa yazarın numarasını yazınız.

Yazarlar:

1. Sait Faik Abasıyanık    2. Sabahattin Ali    3. Orhan Kemal    4. Haldun Taner    5. Kemal Tahir    6. Tarık Buğra    7. Necati Cumalı    8. Yaşar Kemal

Eserler:

(   ) Son Kuşlar

(   ) Ekmek Kavgası

(   ) Kağnı

(   ) Yaşasın Demokrasi

(   ) Göl İnsanları

(   ) Oğlumuz

(   ) Susuz Yaz

(   ) Sarı Sıcak

ETKİNLİK 3 – Doğru / Yanlış

Aşağıdaki ifadelerin doğru olanlarının başına (D), yanlış olanlarının başına (Y) yazınız.

(   ) 1. Sait Faik'in hikâyelerinde güçlü bir olay örgüsü ve sürpriz sonlar bulunur.

(   ) 2. Sabahattin Ali, toplumcu gerçekçi Türk hikâyeciliğinin önemli temsilcilerinden biridir.

(   ) 3. Orhan Kemal hikâyelerinde diyaloglarda yerel ağız özelliklerini yansıtmıştır.

(   ) 4. Durum hikâyesinde (Çehov tarzı) serim-düğüm-çözüm yapısı belirgindir.

(   ) 5. Köy Enstitüleri 1950 yılında kurulmuştur.

(   ) 6. Haldun Taner, ironi ve mizahı etkili biçimde kullanan bir hikâyecidir.

(   ) 7. "Son Kuşlar" Sabahattin Ali'nin en bilinen hikâyelerindendir.

(   ) 8. 1940-1960 döneminde bilinç akışı ve iç monolog teknikleri Türk hikâyeciliğine girmeye başlamıştır.

(   ) 9. Tarık Buğra, Anadolu insanının manevi dünyasını millî bir duyarlılıkla ele almıştır.

(   ) 10. "Seçilmiş Hikâyeler" dergisi bu dönemde hikâye türüne özel önem veren bir yayın olmuştur.

ETKİNLİK 4 – Karşılaştırma Tablosu

Aşağıdaki tabloyu olay hikâyesi ve durum hikâyesinin özelliklerini yazarak doldurunuz.

Özellik Olay Hikâyesi (Maupassant Tarzı) Durum Hikâyesi (Çehov Tarzı)
Olay Örgüsü    
Yapı    
Son    
Ön Plandaki Unsur    
Dönemin Temsilcileri    

ETKİNLİK 5 – Kısa Cevaplı Sorular

Aşağıdaki soruları kısaca cevaplayınız.

1. Sait Faik'in hikâyelerinde neden olay örgüsü ikinci planda kalır? Açıklayınız.

_______________________________________________________________________________

_______________________________________________________________________________

_______________________________________________________________________________

2. Sabahattin Ali'nin "Sırça Köşk" hikâyesi neden alegorik bir eser olarak değerlendirilir?

_______________________________________________________________________________

_______________________________________________________________________________

_______________________________________________________________________________

3. Orhan Kemal'in dil ve anlatım özelliklerini iki cümleyle özetleyiniz.

_______________________________________________________________________________

_______________________________________________________________________________

4. İkinci Dünya Savaşı'nın Türk toplumuna etkileri nelerdir? Edebiyata nasıl yansımıştır?

_______________________________________________________________________________

_______________________________________________________________________________

_______________________________________________________________________________

5. 1950'de Demokrat Parti'nin iktidara gelmesi toplumsal yapıyı nasıl etkilemiştir?

_______________________________________________________________________________

_______________________________________________________________________________

_______________________________________________________________________________

ETKİNLİK 6 – Yazma Etkinliği

Aşağıdaki konulardan BİRİNİ seçerek en az 150 kelimelik bir paragraf yazınız.

Konu A: Sait Faik Abasıyanık'ın Türk hikâyeciliğine katkılarını değerlendiriniz.

Konu B: 1940-1960 döneminde köy gerçekliğinin edebiyata nasıl yansıdığını örneklerle açıklayınız.

Konu C: Toplumcu gerçekçi hikâye anlayışının özelliklerini belirterek bu anlayışın temsilcilerinden örnekler veriniz.

_______________________________________________________________________________

_______________________________________________________________________________

_______________________________________________________________________________

_______________________________________________________________________________

_______________________________________________________________________________

_______________________________________________________________________________

_______________________________________________________________________________

_______________________________________________________________________________

_______________________________________________________________________________

_______________________________________________________________________________

_______________________________________________________________________________

_______________________________________________________________________________

_______________________________________________________________________________

_______________________________________________________________________________

CEVAP ANAHTARI

Etkinlik 1 – Boşluk Doldurma:

1. Sait Faik Abasıyanık   2. Kağnı   3. Köy Enstitüleri   4. işçiler / emekçiler   5. ironi / mizah   6. serim / düğüm / çözüm   7. çok partili   8. Kemal Tahir   9. İstanbul / Adalar (Burgaz Adası)   10. Sırça Köşk

Etkinlik 2 – Eşleştirme:

(1) Son Kuşlar   (3) Ekmek Kavgası   (2) Kağnı   (4) Yaşasın Demokrasi   (5) Göl İnsanları   (6) Oğlumuz   (7) Susuz Yaz   (8) Sarı Sıcak

Etkinlik 3 – Doğru / Yanlış:

1. Y   2. D   3. D   4. Y   5. Y   6. D   7. Y   8. D   9. D   10. D

Sıkça Sorulan Sorular

11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı müfredatı 2025-2026 yılında kaç ünite?

2025-2026 müfredatına göre 11. sınıf türk dili ve edebiyatı dersi birden fazla üniteden oluşmaktadır. Sayfadaki ünite listesinden güncel bilgiye ulaşabilirsiniz.

11. sınıf cumhuriyet dönemi'nde hikaye (1940-1960) konuları hangi dönemlerde işleniyor?

11. sınıf türk dili ve edebiyatı dersi konuları 1. dönem ve 2. dönem olarak iki yarıyılda işlenmektedir. Her ünitenin tahmini süre bilgisi Millî Eğitim Bakanlığı'nın haftalık ders planlarında yer almaktadır.

11. sınıf türk dili ve edebiyatı müfredatı ne zaman güncellendi?

Gösterilen içerik 2025-2026 eğitim-öğretim yılı için güncellenmiştir. Millî Eğitim Bakanlığı'nın resmi sitesinde yayımlanan müfredat dokümanları esas alınmıştır.