Atatürk döneminde Türk dış politikasının genel hatları.
Konu Anlatımı
Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası – Giriş
12. Sınıf Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi dersinin en önemli konularından biri olan Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan 1938 yılına kadar süren dönemde izlenen dış politika ilkelerini, uluslararası anlaşmaları ve diplomatik gelişmeleri kapsar. Bu dönemde Türkiye, "Yurtta barış, dünyada barış" ilkesini temel alarak bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü korumaya yönelik barışçıl ancak kararlı bir dış politika izlemiştir.
Atatürk dönemi dış politikasını anlamak için öncelikle Lozan Barış Antlaşması'nın bıraktığı sorunları, ardından bu sorunların çözüm süreçlerini ve son olarak da Türkiye'nin uluslararası alanda kurduğu ittifakları ele almak gerekir. Bu içerikte tüm bu başlıkları ayrıntılı biçimde inceleyeceğiz.
Atatürk Dönemi Dış Politikasının Temel İlkeleri
Mustafa Kemal Atatürk, dış politikada belirli ilkeleri esas almıştır. Bu ilkeler, genç Cumhuriyet'in uluslararası arenada saygın bir yer edinmesini sağlamıştır. Atatürk'ün dış politikadaki temel ilkeleri şu şekilde sıralanabilir:
1. Tam Bağımsızlık: Atatürk, siyasi, ekonomik, hukuki ve askeri alanlarda tam bağımsızlığı savunmuştur. Kapitülasyonların kaldırılması, Osmanlı borçlarının ödenmesi ve yabancı şirketlerin millileştirilmesi bu ilkenin somut yansımalarıdır. Dış politikada hiçbir devletin iç işlerine müdahalesine izin verilmemiş, eşitlik temelinde ilişkiler kurulmuştur.
2. Yurtta Barış, Dünyada Barış: Bu ilke, Atatürk dönemi dış politikasının en temel sloganıdır. Türkiye, komşularıyla ve tüm dünya devletleriyle barışçıl ilişkiler kurmayı hedeflemiştir. Savaş ancak son çare olarak düşünülmüş, diplomatik yollar her zaman ön planda tutulmuştur.
3. Gerçekçilik (Realizm): Atatürk, hayalci politikalar yerine ülkenin gerçek gücüne ve olanaklarına dayalı bir dış politika izlemiştir. Misak-ı Milli sınırları içinde kalan topraklar üzerindeki haklar savunulmuş, ancak gerçekçi olmayan toprak talepleri gündeme getirilmemiştir.
4. Akılcılık ve Bilimsellik: Dış politika kararları duygusallıktan uzak, akılcı ve bilimsel verilere dayalı olarak alınmıştır. Uluslararası hukuk normlarına uygun hareket edilmiş, diplomasi her zaman güç kullanımının önünde tutulmuştur.
5. Uluslararası Eşitlik: Türkiye, tüm devletlerle eşit koşullarda ilişki kurmayı prensip edinmiştir. Büyük ya da küçük, güçlü ya da zayıf fark etmeksizin her devletle karşılıklı saygı temelinde diplomatik ilişkiler yürütülmüştür.
Atatürk Dönemi Dış Politikasının Dönemleri
Atatürk dönemi Türk dış politikası genel olarak iki ana döneme ayrılarak incelenir:
Birinci Dönem (1923-1930): Bu dönemde Türkiye, Lozan Barış Antlaşması'ndan kalan sorunları çözmeye odaklanmıştır. Musul meselesi, nüfus mübadelesi, Osmanlı borçları ve yabancı okullar meselesi gibi konular bu dönemin başlıca gündem maddeleridir. Türkiye, yeni kurulan Cumhuriyet'in iç düzenini sağlamlaştırırken aynı zamanda dış sorunlarını diplomatik yollarla çözmeye çalışmıştır.
İkinci Dönem (1930-1938): Bu dönemde Türkiye, bölgesel ve uluslararası alanda daha aktif bir dış politika izlemiştir. Milletler Cemiyeti'ne üyelik, Balkan Antantı, Sadabat Paktı, Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve Hatay meselesi bu dönemin öne çıkan gelişmeleridir.
Lozan'dan Kalan Sorunlar ve Çözümleri
Musul Meselesi
Musul meselesi, Atatürk dönemi dış politikasının en önemli ve en zorlu konularından biridir. Lozan Barış Antlaşması'nda çözülemeyen bu sorun, Türkiye ile İngiltere arasında ikili görüşmelere bırakılmıştır. Musul, zengin petrol yatakları nedeniyle İngiltere için stratejik bir öneme sahipti.
1924 yılında başlayan Türkiye-İngiltere ikili görüşmeleri sonuçsuz kalmıştır. İngiltere, sorunu Milletler Cemiyeti'ne taşımıştır. Bu sırada İngiltere, Türkiye'nin iç sorunlarını kullanarak baskı uygulamaya çalışmıştır. 1925 yılında çıkan Şeyh Sait İsyanı, Türkiye'nin Musul meselesindeki pozisyonunu zayıflatmıştır.
Milletler Cemiyeti, 1925 yılında geçici sınır olarak belirlenen Brüksel Hattı'nın Türkiye-Irak sınırı olmasına karar vermiştir. Türkiye bu kararı başlangıçta tanımak istememiş, ancak uluslararası baskılar ve iç sorunlar nedeniyle 5 Haziran 1926 tarihinde Ankara Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşmaya göre Musul, Irak'a (dolayısıyla İngiltere mandası altındaki yönetime) bırakılmış, karşılığında Türkiye'ye Musul petrol gelirlerinin %10'unun 25 yıl süreyle ödenmesi kararlaştırılmıştır.
Musul meselesi, Türkiye'nin Misak-ı Milli sınırlarından taviz vermek zorunda kaldığı önemli bir konu olarak tarihte yerini almıştır. Ancak dönemin koşulları değerlendirildiğinde, genç Cumhuriyet'in iç sorunlarla uğraşırken aynı anda büyük bir uluslararası güçle karşı karşıya gelmesinin son derece zorlu olduğu anlaşılmaktadır.
Yabancı Okullar Meselesi
Osmanlı Devleti döneminde açılan yabancı okullar, kapitülasyonlar sayesinde büyük ayrıcalıklara sahipti. Lozan Antlaşması ile kapitülasyonlar kaldırılmış, ancak yabancı okulların durumu tam olarak netleştirilememişti. Türkiye, egemenlik haklarına dayanarak yabancı okulların Türk eğitim mevzuatına uymasını istemiştir.
1924 yılında çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile tüm okullar Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlanmıştır. Yabancı okulların Türkçe dersleri vermesi, Türk müfettişlerin denetim yapması ve dini propaganda yapmaması gibi şartlar getirilmiştir. Bu şartlara uymayan bazı okullar kapatılmıştır. Bu süreç, Türkiye'nin eğitim alanında tam bağımsızlığını sağlaması açısından büyük önem taşır.
Osmanlı Borçları (Düyun-u Umumiye)
Osmanlı Devleti'nden kalan borçlar, Lozan Antlaşması'nda ele alınmış ve Osmanlı toprakları üzerinde kurulan devletler arasında paylaştırılmıştır. Türkiye'ye düşen borç miktarı, taksitler halinde ödenecekti. Borçların ödenmesi, genç Cumhuriyet'in ekonomik bağımsızlığı açısından önemliydi.
Türkiye, 1929 Dünya Ekonomik Buhranı'nın etkisiyle borç ödemelerinde zorluklar yaşamış ancak 1954 yılına kadar tüm borçlarını ödemiştir. Osmanlı borçlarının ödenmesi, Türkiye'nin uluslararası alanda mali güvenilirliğini kanıtlaması bakımından önemli bir adım olmuştur.
Nüfus Mübadelesi (Değişimi)
Lozan Antlaşması'nın eklerinden biri olan nüfus mübadelesi sözleşmesine göre Türkiye'deki Rumlar ile Yunanistan'daki Türkler karşılıklı olarak değiştirilecekti. İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türkleri bu mübadeleden muaf tutulmuştur. Ancak "etabli" (yerleşik) kavramının tanımı konusunda Türkiye ve Yunanistan arasında anlaşmazlık çıkmıştır.
Yunanistan, İstanbul'da mümkün olduğunca çok Rum'un kalmasını isteyerek "etabli" kavramını geniş yorumlarken, Türkiye daha dar bir tanım yapıyordu. Sorun, 1930 yılında imzalanan dostluk anlaşmaları çerçevesinde çözüme kavuşturulmuştur.
Türk-Yunan İlişkileri ve Dostluk
Kurtuluş Savaşı'nda karşı karşıya gelen Türkiye ve Yunanistan, 1930'lu yıllarda önemli bir yakınlaşma sürecine girmiştir. Bu yakınlaşmanın mimarları Atatürk ve Yunan Başbakanı Eleftherios Venizelos olmuştur.
1930 yılında iki ülke arasında dostluk, tarafsızlık, uzlaşma ve hakemlik antlaşmaları imzalanmıştır. Venizelos, 1934 yılında Atatürk'ü Nobel Barış Ödülü'ne aday göstermiştir. Bu yakınlaşma, daha sonra Balkan Antantı'nın temelini oluşturmuştur. Türk-Yunan dostluğu, Atatürk'ün barışçıl dış politikasının en başarılı örneklerinden biridir.
Milletler Cemiyeti'ne Üyelik (1932)
Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam), uluslararası barış ve güvenliği korumayı amaçlayan ilk küresel örgüttür. Türkiye, başlangıçta Milletler Cemiyeti'ne mesafeli durmuştur. Bunun başlıca nedenleri şunlardır: Cemiyet'in Musul meselesinde İngiltere lehine karar vermesi, büyük devletlerin çıkarlarına hizmet eden bir kuruluş olarak algılanması ve genç Cumhuriyet'in öncelikle iç sorunlarına odaklanması.
Ancak 1930'lu yıllarda uluslararası ortamın değişmesi ve Türkiye'nin dış politikada daha aktif bir rol üstlenmek istemesi üzerine, 1932 yılında Milletler Cemiyeti'nin daveti ile Türkiye bu örgüte üye olmuştur. Üyelik, Türkiye'nin uluslararası alanda kabul görmesinin ve saygınlık kazanmasının önemli bir göstergesidir.
Balkan Antantı (9 Şubat 1934)
1930'lu yıllarda Avrupa'da yükselen faşizm ve revizyonist politikalar, Balkan ülkelerini tehdit etmeye başlamıştır. Özellikle İtalya ve Almanya'nın yayılmacı politikaları, Balkan devletlerini ortak savunma arayışına yöneltmiştir.
Balkan Antantı, 9 Şubat 1934 tarihinde Atina'da Türkiye, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya arasında imzalanmıştır. Antantın temel amacı, üye devletlerin Balkanlar'daki sınırlarını karşılıklı olarak güvence altına almak ve olası bir saldırıya karşı ortak hareket etmekti.
Bulgaristan ve Arnavutluk bu pakta katılmamıştır. Bulgaristan, Birinci Dünya Savaşı sonrası kaybettiği toprakları geri almak istediği için (revizyonist politika) antanta dahil olmamıştır. Arnavutluk ise İtalya'nın etkisi altında olduğundan katılmamıştır.
Balkan Antantı, İkinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla fiilen işlevini yitirmiştir. Ancak Türkiye'nin bölgesel barışa verdiği önemi ve çok taraflı diplomasi anlayışını gösteren önemli bir adımdır.
Sadabat Paktı (8 Temmuz 1937)
Balkan Antantı gibi, Sadabat Paktı da bölgesel güvenliği sağlamaya yönelik bir ittifak antlaşmasıdır. Ancak bu kez hedef bölge Orta Doğu'dur. İtalya'nın Habeşistan'ı (Etiyopya) işgal etmesi ve bölgedeki yayılmacı politikaları, Orta Doğu ülkelerini endişelendirmiştir.
8 Temmuz 1937 tarihinde Tahran'daki Sadabat Sarayı'nda Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalanan pakt, tarafların birbirlerinin sınırlarına saygı göstermesini, iç işlerine karışmamasını ve ortak tehditlere karşı dayanışma içinde olmasını öngörmüştür.
Sadabat Paktı, Türkiye'nin doğu sınırlarındaki güvenliğini sağlamlaştırması açısından büyük önem taşır. Aynı zamanda Türkiye'nin hem batıda hem doğuda barışçıl ittifaklar kurabilme kapasitesini göstermektedir.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi (20 Temmuz 1936)
Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Atatürk dönemi dış politikasının en büyük başarılarından biri olarak kabul edilir. Lozan Antlaşması ile Boğazlar'da (İstanbul Boğazı, Çanakkale Boğazı ve Marmara Denizi) uluslararası bir komisyon kurulmuş ve bölge askerden arındırılmıştı. Bu durum, Türkiye'nin egemenlik haklarını kısıtlıyordu.
1930'lu yıllarda uluslararası ortamın değişmesi, özellikle Almanya'nın Versay Antlaşması'nı ihlal ederek Ren bölgesini askerileştirmesi, Türkiye'ye Boğazlar konusunu yeniden gündeme getirme fırsatı vermiştir. Türkiye, Milletler Cemiyeti'ne başvurarak Boğazlar'ın statüsünün değiştirilmesini talep etmiştir.
20 Temmuz 1936 tarihinde İsviçre'nin Montrö şehrinde imzalanan sözleşme ile:
- Boğazlar Komisyonu kaldırılmış, Boğazlar'ın yönetimi tamamen Türkiye'ye devredilmiştir.
- Boğazlar'ın çevresindeki bölge yeniden askerileştirilmiştir.
- Ticaret gemilerinin geçişi barış zamanında serbest bırakılmıştır.
- Savaş gemilerinin geçişi belirli sınırlamalar ve Türkiye'nin kontrolüne tabi kılınmıştır.
- Savaş durumunda Türkiye, Boğazlar'ı istediği gibi kapatma hakkına sahip olmuştur.
Montrö Sözleşmesi, Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki tam egemenliğini yeniden kazanması anlamına gelir. Sözleşme, diplomasi yoluyla silaha başvurmadan büyük bir başarı elde edilmesinin örneğidir ve Atatürk'ün barışçıl dış politikasının en parlak zaferlerinden biridir. Montrö Sözleşmesi günümüzde hâlâ geçerliliğini korumaktadır.
Hatay Meselesi ve Hatay'ın Anavatana Katılması
Hatay meselesi, Atatürk'ün yaşamının son yıllarında en çok önem verdiği dış politika konusudur. Birinci Dünya Savaşı sonrasında Hatay (İskenderun Sancağı), Fransa mandası altındaki Suriye'ye bırakılmıştı. 1921 Ankara Antlaşması ile bölgeye özel bir yönetim statüsü verilmiş ve Türkçe resmi dil olarak kabul edilmişti.
1936 yılında Fransa, Suriye üzerindeki manda yönetimini sona erdirmeye karar verince Hatay'ın geleceği belirsizleşmiştir. Türkiye, Hatay'ın Suriye'ye bırakılmasına şiddetle karşı çıkmıştır. Atatürk bu konuda "Kırk asırlık Türk yurdu düşman elinde bırakılamaz" sözünü söylemiştir.
Sorun Milletler Cemiyeti'ne taşınmış ve uzun müzakereler sonucunda 1937 yılında Hatay'a bağımsız bir statü verilmiştir. Hatay Bağımsız Devleti 2 Eylül 1938'de kurulmuş, Tayfur Sökmen cumhurbaşkanı ve Abdurrahman Melek başbakan olmuştur. Hatay Meclisi, 29 Haziran 1939'da oybirliğiyle Türkiye'ye katılma kararı almıştır. Böylece Hatay, 30 Haziran 1939'da resmen Türkiye'ye katılmıştır.
Atatürk, Hatay'ın anavatana katılmasını göremeden 10 Kasım 1938'de vefat etmiştir. Ancak Hatay'ın Türkiye'ye katılma sürecini başlatan ve bu konuda kararlı bir politika izleyen Atatürk'tür. Hatay meselesi, diplomatik mücadelenin sabır ve kararlılıkla sürdürülmesinin başarılı bir örneğidir.
Türkiye-Sovyetler Birliği İlişkileri
Kurtuluş Savaşı döneminde Sovyetler Birliği, Türkiye'ye önemli destek sağlamıştır. 1921 Moskova Antlaşması ile iki ülke arasında dostluk ilişkileri kurulmuştur. Cumhuriyet'in ilk yıllarında bu dostluk devam etmiştir.
Ancak 1930'lu yıllarda Türkiye'nin Batı dünyasıyla yakınlaşması ve Milletler Cemiyeti'ne üye olması, ilişkilerde belirli bir mesafe oluşturmuştur. Buna rağmen Türkiye, Sovyetler Birliği ile ilişkilerini tamamen koparmamış, dengeli bir politika izlemiştir. Montrö Sözleşmesi görüşmelerinde Sovyetler Birliği, Türkiye'nin tezlerini büyük ölçüde desteklemiştir.
Türkiye-İngiltere İlişkileri
Musul meselesi nedeniyle başlangıçta gergin olan Türkiye-İngiltere ilişkileri, 1926 Ankara Antlaşması'ndan sonra normalleşmeye başlamıştır. 1930'lu yıllarda İtalya ve Almanya tehdidinin artmasıyla birlikte iki ülke birbirine yakınlaşmıştır. Montrö Sözleşmesi sürecinde İngiltere, Türkiye'nin taleplerini desteklemiştir.
Türkiye-İtalya İlişkileri
İtalya'da Mussolini'nin iktidara gelmesiyle birlikte yayılmacı bir dış politika izlenmeye başlanmıştır. İtalya'nın Akdeniz'de hegemonya kurma çabaları ve 1935'te Habeşistan'ı işgali, Türkiye ile İtalya arasındaki ilişkileri gerginleştirmiştir. Türkiye, İtalya tehdidine karşı hem Balkan Antantı hem de İngiltere ile yakınlaşma yoluyla güvenliğini sağlamaya çalışmıştır.
Türkiye'nin Genel Dış Politika Değerlendirmesi
Atatürk dönemi Türk dış politikası, genç ve savaşlardan yorgun düşmüş bir ülkenin, sınırlı kaynaklarla ne denli etkili bir diplomasi yürütebileceğinin örneğidir. Bu dönemde Türkiye, Lozan'dan kalan sorunları büyük ölçüde çözmüş, uluslararası alanda saygın bir konum elde etmiş ve bölgesel barışa katkıda bulunmuştur.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile egemenlik hakları güçlendirilmiş, Hatay meselesiyle toprak bütünlüğü sağlanmış, Balkan Antantı ve Sadabat Paktı ile bölgesel güvenlik ittifakları oluşturulmuştur. Tüm bunlar, barışçıl yollarla ve uluslararası hukuka uygun biçimde gerçekleştirilmiştir.
Atatürk'ün "Yurtta barış, dünyada barış" ilkesi, yalnızca bir slogan değil, uygulamaya konmuş somut bir dış politika stratejisidir. Bu strateji sayesinde Türkiye, İkinci Dünya Savaşı öncesinde güvenli bir konuma gelmiş ve savaşa girmekten büyük ölçüde korunmuştur.
Atatürk Dönemi Dış Politikasındaki Önemli Tarihler
- 5 Haziran 1926: Ankara Antlaşması – Musul meselesinin çözümü.
- 1930: Türk-Yunan Dostluk Antlaşması – Nüfus mübadelesi sorunlarının çözülmesi.
- 1932: Türkiye'nin Milletler Cemiyeti'ne üye olması.
- 9 Şubat 1934: Balkan Antantı'nın imzalanması (Türkiye, Yunanistan, Romanya, Yugoslavya).
- 20 Temmuz 1936: Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin imzalanması.
- 8 Temmuz 1937: Sadabat Paktı'nın imzalanması (Türkiye, İran, Irak, Afganistan).
- 2 Eylül 1938: Hatay Bağımsız Devleti'nin kurulması.
- 30 Haziran 1939: Hatay'ın Türkiye'ye katılması.
Sonuç
12. Sınıf Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi dersi kapsamında Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesini ve uluslararası alandaki duruşunu anlamamız açısından son derece önemli bir konudur. Bu dönemde izlenen dış politika, bugün dahi ilham kaynağı olan ilkelere dayanmaktadır. Barışçıl diplomasi, tam bağımsızlık ve gerçekçilik üzerine kurulu bu politika, genç Cumhuriyet'in uluslararası arenada hak ettiği yeri almasını sağlamıştır.
Örnek Sorular
Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası – Çözümlü Sorular
Aşağıda 12. Sınıf Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi dersi Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası konusuna ait 10 adet çözümlü soru yer almaktadır. İlk 7 soru çoktan seçmeli, son 3 soru açık uçludur.
Soru 1 (Çoktan Seçmeli)
Musul meselesi hangi antlaşma ile çözüme kavuşturulmuştur?
- A) Lozan Barış Antlaşması
- B) Moskova Antlaşması
- C) Ankara Antlaşması (1926)
- D) Montrö Sözleşmesi
- E) Sadabat Paktı
Cevap: C
Çözüm: Musul meselesi Lozan'da çözülememiş ve ikili görüşmelere bırakılmıştır. Türkiye ile İngiltere arasında yapılan görüşmeler sonuçsuz kalınca konu Milletler Cemiyeti'ne taşınmıştır. Sonuçta 5 Haziran 1926'da imzalanan Ankara Antlaşması ile Musul, İngiltere mandası altındaki Irak'a bırakılmıştır.
Soru 2 (Çoktan Seçmeli)
Balkan Antantı'na katılan devletler aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
- A) Türkiye, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya
- B) Türkiye, Yunanistan, Romanya, Yugoslavya
- C) Türkiye, İran, Irak, Afganistan
- D) Türkiye, Yunanistan, Arnavutluk, Yugoslavya
- E) Türkiye, Romanya, Bulgaristan, Yugoslavya
Cevap: B
Çözüm: Balkan Antantı, 9 Şubat 1934'te Türkiye, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya arasında imzalanmıştır. Bulgaristan revizyonist politikası nedeniyle, Arnavutluk ise İtalya'nın etkisi altında olduğundan katılmamıştır. C şıkkı ise Sadabat Paktı üyelerini vermektedir.
Soru 3 (Çoktan Seçmeli)
Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin Türkiye açısından en önemli sonucu aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Türkiye'nin Milletler Cemiyeti'ne üye olması
- B) Boğazlar'ın tüm gemilere kapatılması
- C) Boğazlar Komisyonu'nun kaldırılması ve Türkiye'nin tam egemenlik sağlaması
- D) Osmanlı borçlarının silinmesi
- E) Hatay'ın Türkiye'ye katılması
Cevap: C
Çözüm: Montrö Sözleşmesi ile Lozan'da kurulan Boğazlar Komisyonu kaldırılmış, Boğazlar'ın yönetimi tamamen Türkiye'ye devredilmiş ve bölge yeniden askerileştirilmiştir. Bu, Türkiye'nin Boğazlar üzerinde tam egemenlik kazanması anlamına gelir. Boğazlar tamamen kapatılmamış, ticaret gemilerine geçiş serbest bırakılmıştır.
Soru 4 (Çoktan Seçmeli)
Aşağıdakilerden hangisi Sadabat Paktı'nın imzalanma nedenlerinden biridir?
- A) Almanya'nın Ren bölgesini askerileştirmesi
- B) İtalya'nın Habeşistan'ı işgal etmesi ve yayılmacı politikaları
- C) Japonya'nın Mançurya'yı işgali
- D) Yunanistan ile yaşanan sınır anlaşmazlıkları
- E) Sovyetler Birliği'nin Boğazlar üzerindeki talepleri
Cevap: B
Çözüm: İtalya'nın 1935'te Habeşistan'ı işgal etmesi ve Akdeniz ile Orta Doğu'daki yayılmacı politikaları, bölge ülkelerini endişelendirmiştir. Bu tehdit karşısında Türkiye, İran, Irak ve Afganistan, 8 Temmuz 1937'de Sadabat Paktı'nı imzalayarak ortak güvenlik oluşturmuşlardır.
Soru 5 (Çoktan Seçmeli)
Türkiye Milletler Cemiyeti'ne hangi yıl üye olmuştur?
- A) 1923
- B) 1926
- C) 1930
- D) 1932
- E) 1936
Cevap: D
Çözüm: Türkiye, 1932 yılında Milletler Cemiyeti'nin daveti üzerine bu örgüte üye olmuştur. Daha önceki dönemde Musul meselesinde cemiyet'in İngiltere lehine karar vermesi nedeniyle mesafeli durulmuş, ancak 1930'larda uluslararası alanda aktif politika izleme hedefiyle üyelik kabul edilmiştir.
Soru 6 (Çoktan Seçmeli)
Hatay Bağımsız Devleti hangi tarihte kurulmuştur?
- A) 20 Temmuz 1936
- B) 30 Haziran 1939
- C) 9 Şubat 1934
- D) 2 Eylül 1938
- E) 8 Temmuz 1937
Cevap: D
Çözüm: Hatay Bağımsız Devleti 2 Eylül 1938 tarihinde kurulmuştur. Tayfur Sökmen cumhurbaşkanı, Abdurrahman Melek başbakan olmuştur. Hatay Meclisi 29 Haziran 1939'da Türkiye'ye katılma kararı almış ve 30 Haziran 1939'da katılım resmen gerçekleşmiştir.
Soru 7 (Çoktan Seçmeli)
Aşağıdakilerden hangisi Atatürk dönemi dış politikasının temel ilkelerinden biri değildir?
- A) Tam bağımsızlık
- B) Yurtta barış, dünyada barış
- C) Yayılmacılık
- D) Gerçekçilik
- E) Uluslararası eşitlik
Cevap: C
Çözüm: Atatürk dönemi dış politikasının temel ilkeleri; tam bağımsızlık, yurtta barış dünyada barış, gerçekçilik, akılcılık ve uluslararası eşitliktir. Yayılmacılık, bu ilkelerin tam tersidir. Türkiye, Misak-ı Milli sınırları dışında toprak talebinde bulunmamış, barışçıl bir politika izlemiştir.
Soru 8 (Açık Uçlu)
Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin Türkiye'nin egemenlik hakları açısından önemini açıklayınız.
Çözüm: Montrö Boğazlar Sözleşmesi (20 Temmuz 1936), Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki egemenlik haklarını yeniden kazanmasını sağlayan en önemli diplomatik başarılardan biridir. Lozan Antlaşması ile Boğazlar'da kurulan uluslararası komisyon kaldırılmış ve yönetim tamamen Türkiye'ye devredilmiştir. Boğazlar çevresindeki bölge yeniden askerileştirilmiş, savaş gemilerinin geçişi Türkiye'nin kontrolüne bırakılmış ve savaş durumunda Boğazlar'ı kapatma yetkisi Türkiye'ye verilmiştir. Bu sözleşme, Türkiye'nin bir savaş yaşamadan, tamamen diplomatik yollarla egemenlik haklarını geri kazanmasının örneğidir. Sözleşme günümüzde hâlâ geçerliliğini korumakta olup Türkiye'nin en önemli uluslararası hukuki güvencelerinden biridir.
Soru 9 (Açık Uçlu)
Balkan Antantı ve Sadabat Paktı'nın ortak ve farklı yönlerini karşılaştırarak açıklayınız.
Çözüm: Balkan Antantı (1934) ve Sadabat Paktı (1937) bölgesel güvenlik ittifakları olmaları bakımından ortak özellikler taşır. Her ikisi de Türkiye'nin katılımıyla kurulmuş, üye devletlerin sınırlarını karşılıklı güvence altına almayı ve dış tehditlere karşı ortak hareket etmeyi hedeflemiştir. Her iki ittifak da revizyonist ve yayılmacı devletlere karşı savunma amaçlıdır. Farklılıklar açısından ise Balkan Antantı, Balkanlardaki tehditlere (İtalya, revizyonist Bulgaristan) yönelik olup Türkiye, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya arasında imzalanmıştır. Sadabat Paktı ise Orta Doğu'daki tehditlere (İtalya'nın yayılmacılığı) karşı kurulmuş olup Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalanmıştır. Türkiye'nin her iki paktta da yer alması, hem batıda hem doğuda barışçıl ittifaklar kurma kapasitesini gösterir.
Soru 10 (Açık Uçlu)
Atatürk'ün "Yurtta barış, dünyada barış" ilkesinin Türk dış politikasına yansımalarını örneklerle açıklayınız.
Çözüm: Atatürk'ün "Yurtta barış, dünyada barış" ilkesi, Türkiye'nin dış politikasına pek çok alanda yansımıştır. İç barış boyutunda, ülke içindeki reformlar ve modernleşme süreciyle toplumsal huzur sağlanmaya çalışılmıştır. Dış barış boyutunda ise Türkiye, komşularıyla diplomatik yollarla sorunlarını çözmeye öncelik vermiştir. Musul meselesi askeri seçenek yerine diplomatik yollarla ele alınmıştır. Türk-Yunan ilişkilerinde savaştan dostluğa geçiş sağlanmıştır. Montrö Sözleşmesi ile Boğazlar'daki egemenlik hakları silaha başvurmadan geri kazanılmıştır. Hatay meselesi uluslararası hukuk çerçevesinde çözülmüştür. Balkan Antantı ve Sadabat Paktı ile bölgesel barış güçlendirilmiştir. Milletler Cemiyeti'ne üyelik ile uluslararası barışa katkı sağlanmıştır. Tüm bu örnekler, Atatürk'ün bu ilkesinin sözde değil, somut uygulamalarda hayat bulduğunu göstermektedir.
Çalışma Kağıdı
ÇALIŞMA KAĞIDI
Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası
12. Sınıf – Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi
Ünite: XX. Yüzyıl Başlarında Dünya
Ad Soyad: ______________________________ Sınıf/No: ________ Tarih: ___/___/______
ETKİNLİK 1 – Boşluk Doldurma
Yönerge: Aşağıdaki cümlelerdeki boşlukları uygun kavramlarla doldurunuz.
1. Atatürk dönemi dış politikasının temel ilkesi "______________________, ______________________" sözüyle özetlenir.
2. Musul meselesi, 5 Haziran 1926 tarihinde imzalanan ______________________ ile çözülmüştür.
3. Türkiye, ______ yılında Milletler Cemiyeti'ne üye olmuştur.
4. Balkan Antantı, 9 Şubat 1934'te ______________________, ______________________, ______________________ ve ______________________ arasında imzalanmıştır.
5. Sadabat Paktı, 8 Temmuz 1937'de ______________________, ______________________, ______________________ ve ______________________ arasında imzalanmıştır.
6. Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile ______________________ kaldırılmış ve Boğazlar'ın yönetimi tamamen Türkiye'ye devredilmiştir.
7. Hatay Bağımsız Devleti'nin cumhurbaşkanı ______________________ olmuştur.
8. Hatay, ______________________ tarihinde resmen Türkiye'ye katılmıştır.
9. ______________________ revizyonist politikası nedeniyle Balkan Antantı'na katılmamıştır.
10. Atatürk, Hatay meselesiyle ilgili "______________________________________" sözünü söylemiştir.
ETKİNLİK 2 – Eşleştirme
Yönerge: Sol sütundaki olayları sağ sütundaki tarihlerle eşleştiriniz. Her tarihin yanına ilgili olayın numarasını yazınız.
Olaylar:
1. Ankara Antlaşması (Musul)
2. Milletler Cemiyeti'ne üyelik
3. Balkan Antantı
4. Montrö Boğazlar Sözleşmesi
5. Sadabat Paktı
6. Hatay Bağımsız Devleti'nin kuruluşu
7. Hatay'ın Türkiye'ye katılması
Tarihler:
( ___ ) 20 Temmuz 1936
( ___ ) 9 Şubat 1934
( ___ ) 30 Haziran 1939
( ___ ) 5 Haziran 1926
( ___ ) 8 Temmuz 1937
( ___ ) 1932
( ___ ) 2 Eylül 1938
ETKİNLİK 3 – Karşılaştırma Tablosu
Yönerge: Aşağıdaki tabloyu Balkan Antantı ve Sadabat Paktı'nı karşılaştırarak doldurunuz.
| Özellik | Balkan Antantı | Sadabat Paktı |
|---|---|---|
| İmza Tarihi | ||
| Üye Devletler | ||
| Hedef Bölge | ||
| Oluşma Nedeni (Tehdit) | ||
| Katılmayan Ülke ve Nedeni | ||
| Ortak Amaç |
ETKİNLİK 4 – Doğru / Yanlış
Yönerge: Aşağıdaki ifadelerin doğru olanlarının başına (D), yanlış olanlarının başına (Y) yazınız.
( ___ ) 1. Montrö Sözleşmesi ile Boğazlar'daki uluslararası komisyon kaldırılmıştır.
( ___ ) 2. Bulgaristan, Balkan Antantı'na üye olan devletlerden biridir.
( ___ ) 3. Sadabat Paktı, Tahran'daki Sadabat Sarayı'nda imzalanmıştır.
( ___ ) 4. Musul meselesi Lozan Antlaşması'nda kesin olarak çözülmüştür.
( ___ ) 5. Türkiye, Milletler Cemiyeti'ne kendi başvurusuyla değil, davet üzerine üye olmuştur.
( ___ ) 6. Hatay'ın Türkiye'ye katılmasını Atatürk sağlığında görmüştür.
( ___ ) 7. Montrö Sözleşmesi'ne göre savaş durumunda Türkiye Boğazlar'ı kapatma hakkına sahiptir.
( ___ ) 8. Nüfus mübadelesinde İstanbul Rumları da değişime dahil edilmiştir.
ETKİNLİK 5 – Zaman Çizelgesi
Yönerge: Aşağıdaki zaman çizelgesindeki boşlukları uygun olay isimleriyle doldurunuz.
1926 → ______________________________
↓
1930 → ______________________________
↓
1932 → ______________________________
↓
1934 → ______________________________
↓
1936 → ______________________________
↓
1937 → ______________________________
↓
1938 → ______________________________
↓
1939 → ______________________________
ETKİNLİK 6 – Açık Uçlu Sorular
Yönerge: Aşağıdaki soruları defterinize cevaplayınız.
1. Atatürk'ün "Yurtta barış, dünyada barış" ilkesi dış politikada nasıl uygulanmıştır? En az üç örnekle açıklayınız.
2. Montrö Boğazlar Sözleşmesi neden Atatürk dönemi dış politikasının en büyük başarısı olarak kabul edilmektedir? Açıklayınız.
3. Hatay meselesinin çözüm süreci hangi aşamalardan geçmiştir? Kronolojik olarak anlatınız.
4. Atatürk dönemi dış politikasında "tam bağımsızlık" ilkesinin yansımalarını örneklerle açıklayınız.
ETKİNLİK 7 – Kavram Haritası
Yönerge: Aşağıdaki merkez kavramdan yola çıkarak bir kavram haritası oluşturunuz. Her dalda en az iki alt kavram bulunmalıdır.
ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK DIŞ POLİTİKASI
Ana Dallar: Temel İlkeler | Lozan'dan Kalan Sorunlar | Bölgesel İttifaklar | Boğazlar Meselesi | Hatay Meselesi
(Kavram haritanızı bu alana çiziniz)
12. Sınıf Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi – Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası Çalışma Kağıdı
Sıkça Sorulan Sorular
12. Sınıf Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi müfredatı 2025-2026 yılında kaç ünite?
2025-2026 müfredatına göre 12. sınıf Çağdaş türk ve dünya tarihi dersi birden fazla üniteden oluşmaktadır. Sayfadaki ünite listesinden güncel bilgiye ulaşabilirsiniz.
12. sınıf atatürk dönemi türk dış politikası konuları hangi dönemlerde işleniyor?
12. sınıf Çağdaş türk ve dünya tarihi dersi konuları 1. dönem ve 2. dönem olarak iki yarıyılda işlenmektedir. Her ünitenin tahmini süre bilgisi Millî Eğitim Bakanlığı'nın haftalık ders planlarında yer almaktadır.
12. sınıf Çağdaş türk ve dünya tarihi müfredatı ne zaman güncellendi?
Gösterilen içerik 2025-2026 eğitim-öğretim yılı için güncellenmiştir. Millî Eğitim Bakanlığı'nın resmi sitesinde yayımlanan müfredat dokümanları esas alınmıştır.