1960'lardan itibaren Türk dış politikasındaki gelişmeler.
Konu Anlatımı
1960'lardan İtibaren Türk Dış Politikası – Giriş
12. Sınıf T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinde 1960'lardan İtibaren Türk Dış Politikası konusu, Türkiye'nin Soğuk Savaş döneminde ve sonrasında izlediği dış politika stratejilerini kapsamlı biçimde ele alır. 1960'lı yıllardan itibaren Türkiye, tek boyutlu Batı eksenli politikadan çok yönlü bir dış politikaya geçiş yapmıştır. Bu süreçte Kıbrıs Meselesi, ABD ile yaşanan Johnson Mektubu krizi, NATO içindeki tartışmalar, Ege sorunları ve Sovyetler Birliği ile ilişkilerin yeniden şekillenmesi gibi pek çok kritik gelişme yaşanmıştır.
Bu konu anlatımında, 1960'lardan günümüze kadar olan süreçte Türk dış politikasının temel dinamiklerini, önemli olayları ve dönüm noktalarını ayrıntılı biçimde inceleyeceğiz. Konu, MEB müfredatına uygun olarak Toplumsal Devrim Çağında Dünya ve Türkiye ünitesi çerçevesinde işlenmektedir.
1. Soğuk Savaş Döneminde Türkiye'nin Konumu
İkinci Dünya Savaşı'nın ardından dünya, ABD liderliğindeki Batı Bloku ve Sovyetler Birliği liderliğindeki Doğu Bloku olmak üzere iki kutuplu bir yapıya bürünmüştür. Türkiye, Sovyetler Birliği'nin toprak talepleri ve Boğazlar üzerindeki baskıları nedeniyle Batı Bloku'na yönelmiş; 1952'de NATO'ya üye olmuştur. Ancak 1960'lara gelindiğinde Türkiye, Batı ittifakına olan bağımlılığın bazı dezavantajlarını fark etmeye başlamıştır.
1960'larda Türkiye'nin dış politikasındaki en önemli değişim, tek yönlü Batı eksenli politikadan çok yönlü bir dış politikaya geçiş olmuştur. Bu dönüşümün temel nedenleri şunlardır:
- Johnson Mektubu (1964): ABD Başkanı Lyndon Johnson'ın, Kıbrıs'a olası bir Türk müdahalesine karşı Türkiye'yi uyaran ve NATO müttefikliğini sorgulatan mektubu, Türk dış politikasında bir kırılma noktası olmuştur.
- Kıbrıs sorununun uluslararasılaşması: Kıbrıs'taki Türk toplumuna yönelik şiddet olayları ve Enosis (Yunanistan ile birleşme) hareketinin güçlenmesi.
- Küba Füze Krizi (1962): ABD'nin Türkiye'deki Jüpiter füzelerini Türkiye'ye danışmadan pazarlık konusu yapması, müttefiklik anlayışını sarsmıştır.
2. Johnson Mektubu ve Türk-Amerikan İlişkilerindeki Kırılma
1964 yılında Kıbrıs'ta Rum çetelerin Türk toplumuna yönelik saldırıları yoğunlaşınca, Türkiye garantör devlet sıfatıyla adaya müdahale etmeyi planlamıştır. Ancak ABD Başkanı Lyndon B. Johnson, 5 Haziran 1964 tarihli mektubunda Türkiye'yi açıkça uyarmış ve NATO silahlarının Kıbrıs'ta kullanılamayacağını belirtmiştir. Ayrıca mektup, olası bir Sovyet saldırısı durumunda NATO'nun Türkiye'yi koruma yükümlülüğünün tartışmaya açılabileceği imasını taşımaktadır.
Johnson Mektubu'nun sonuçları Türk dış politikasında derin izler bırakmıştır. Türk kamuoyu, ABD'ye olan güveni ciddi biçimde sorgulamaya başlamıştır. Bu kriz, Türkiye'nin dış politikada tek bir ülkeye veya bloka bağımlı kalmanın risklerini net biçimde ortaya koymuştur. Bunun üzerine Türkiye, Sovyetler Birliği ile ilişkilerini geliştirmeye yönelmiş ve bağlantısızlar hareketi ile temas kurma çabasına girmiştir.
Mektubun ardından dönemin Başbakanı İsmet İnönü, ABD'ye verdiği cevapta Türkiye'nin egemenlik haklarını kararlılıkla savunmuş ve "Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de orada yerini alır" şeklinde tarihe geçen ifadeyi kullanmıştır. Bu cümle, Türk dış politikasının yeni yöneliminin sembolik bir ifadesi olarak kabul edilir.
3. Kıbrıs Barış Harekâtı (1974)
Kıbrıs sorunu, 1960'lardan itibaren Türk dış politikasının en kritik meselelerinden biri olmuştur. 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere'nin garantör devlet olarak yer aldığı bir anlaşma çerçevesinde kurulmuştu. Ancak adadaki Rumların Enosis (Yunanistan ile birleşme) hedefinden vazgeçmemesi, istikrarsızlığın sürmesine neden olmuştur.
15 Temmuz 1974'te Yunanistan'daki askeri cunta, Kıbrıs'ta bir darbe gerçekleştirerek Nikos Sampson'u başa getirmiştir. Bu darbe, adanın Yunanistan ile birleştirilmesini amaçlıyordu. Türkiye, garantör devlet olarak harekete geçmiş ve 20 Temmuz 1974 tarihinde Kıbrıs Barış Harekâtı'nı başlatmıştır.
Harekât iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci aşama 20-22 Temmuz tarihlerinde gerçekleşmiş ve Türk Silahlı Kuvvetleri adaya çıkarma yapmıştır. İkinci aşama ise 14-16 Ağustos tarihlerinde uygulanmış ve adanın kuzeyinin güvenliği sağlanmıştır. Harekât sonucunda ada fiilen ikiye bölünmüştür.
Kıbrıs Barış Harekâtı'nın sonuçları şu şekilde özetlenebilir: Kıbrıs Türk halkının güvenliği sağlanmış, 1975'te Kıbrıs Türk Federe Devleti, 1983'te ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ilan edilmiştir. ABD, Türkiye'ye silah ambargosu uygulamıştır (1975-1978). Bu ambargo, Türk-Amerikan ilişkilerini daha da germiş ve Türkiye'nin savunma sanayisini geliştirme çabalarını hızlandırmıştır. Uluslararası alanda Türkiye çeşitli eleştirilere maruz kalmış, ancak harekâtın hukuki dayanağı olan 1960 Garanti Antlaşması'na atıfta bulunmuştur.
4. ABD Silah Ambargosu ve Savunma Sanayiinin Gelişimi
Kıbrıs Barış Harekâtı'nın ardından ABD Kongresi, Şubat 1975'te Türkiye'ye silah ambargosu kararı almıştır. Bu ambargo, Türkiye'nin NATO müttefiki olan bir ülke tarafından cezalandırılması anlamına geliyordu ve Türk kamuoyunda büyük tepki uyandırmıştır.
Ambargoya karşılık Türkiye şu adımları atmıştır: ABD üslerinin faaliyetlerini askıya almış, İncirlik dahil çeşitli üslerin kullanımını kısıtlamıştır. Savunma sanayisini geliştirmek için Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) ve ardından kurulan savunma sanayi kuruluşları aracılığıyla yerli üretim hamlesi başlatmıştır. Dış politikada çok yönlülük anlayışı daha da güçlenmiştir.
ABD ambargosu 1978 yılında kaldırılmış olmakla birlikte, bu deneyim Türkiye'nin dışa bağımlılığı azaltma stratejisinin temellerini oluşturmuştur. Günümüzde Türkiye'nin savunma sanayi alanındaki gelişmişliğinin kökleri büyük ölçüde bu döneme dayanmaktadır.
5. Ege Sorunları ve Türk-Yunan İlişkileri
Türk dış politikasında 1960'lardan itibaren önemli yer tutan bir diğer mesele, Ege Denizi'ndeki anlaşmazlıklardır. Türkiye ve Yunanistan arasında Ege'de birden fazla sorun bulunmaktadır ve bu sorunlar zaman zaman iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmiştir.
Kıta sahanlığı sorunu, Ege'deki en temel anlaşmazlıktır. 1973 yılında Yunanistan'ın Ege'de petrol arama faaliyetleri başlatmasıyla gündeme gelmiştir. Türkiye, Ege kıta sahanlığının Anadolu kıyılarının doğal uzantısı olduğunu savunmuştur. 1976'da MTA Sismik-1 gemisinin Ege'ye gönderilmesi ciddi bir gerginliğe neden olmuş, ancak uluslararası hukuk çerçevesinde çözüm arayışları başlamıştır.
Karasuları sorunu, Yunanistan'ın karasularını 6 milden 12 mile çıkarma talebinden kaynaklanmaktadır. Eğer Yunanistan karasularını 12 mile çıkarırsa, Ege'deki deniz alanlarının büyük bölümü Yunanistan'a ait olacak ve Türkiye'nin açık denize çıkışı ciddi şekilde kısıtlanacaktır. Türkiye bu durumu casus belli (savaş sebebi) olarak ilan etmiştir.
Hava sahası sorunu, Yunanistan'ın hava sahasını 10 mil olarak uygulamasından kaynaklanmaktadır. Uluslararası hukukta karasuları ile hava sahası sınırlarının eşit olması gerektiği kabul edilir. Yunanistan'ın karasuları 6 mil iken hava sahasını 10 mil olarak uygulaması, uluslararası normlara aykırı bir durum oluşturmaktadır.
Bunların yanı sıra, adaların silahsızlandırılması sorunu da önemli bir anlaşmazlık konusudur. 1923 Lozan Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması'na göre Doğu Ege adalarının silahsızlandırılmış statüde olması gerekirken, Yunanistan bu adalarda asker konuşlandırmıştır. Türkiye, bu durumun antlaşmalara aykırı olduğunu savunmaktadır.
1996 yılında Kardak Kayalıkları Krizi, iki ülkeyi savaşın eşiğine getiren son büyük kriz olmuştur. Ege'deki küçük kayalıklar üzerinde çıkan egemenlik anlaşmazlığı, her iki ülkenin donanmalarını bölgeye göndermesine neden olmuş, ancak ABD'nin arabuluculuğuyla çatışma önlenmiştir.
6. Türkiye-Sovyetler Birliği İlişkileri ve Çok Yönlü Dış Politika
1960'lı yıllardan itibaren Türkiye, Sovyetler Birliği ile ilişkilerini yeniden değerlendirmeye başlamıştır. Johnson Mektubu'nun yarattığı hayal kırıklığı, Türkiye'yi Doğu Bloku ile diyalog kurmaya yöneltmiştir. Bu dönemde Sovyetler Birliği ile ekonomik işbirliği anlaşmaları imzalanmıştır.
Sovyetler Birliği'nin desteğiyle bazı sanayi tesisleri kurulmuştur. Bunlar arasında İskenderun Demir-Çelik Fabrikası, Aliağa Petrol Rafinerisi ve Seydişehir Alüminyum Tesisleri öne çıkan projelerdir. Bu işbirliği, Türkiye'nin sanayileşme sürecine önemli katkılar sağlamıştır.
Ancak Türkiye, NATO üyeliğini sürdürmüş ve Batı ittifakından kopmamıştır. Çok yönlü dış politika, iki blok arasında denge kurma ve ulusal çıkarları koruma stratejisi olarak uygulanmıştır. Bu yaklaşım, Türkiye'nin hem Batı hem de Doğu ile ilişkilerini geliştirmesini mümkün kılmıştır.
7. 1980 Sonrası Türk Dış Politikası
12 Eylül 1980 askeri müdahalesinin ardından Türk dış politikası belirli bir süre içe kapanma yaşamış, ancak 1983'te sivil yönetime geçişle birlikte yeniden aktifleşmiştir. Turgut Özal dönemi, Türk dış politikasında yeni bir vizyon getirmiştir.
Özal döneminde Türkiye, serbest piyasa ekonomisine geçiş ile birlikte dış politikada da ekonomik diplomasiyi ön plana çıkarmıştır. Ortadoğu ile ticari ilişkiler geliştirilmiş, Avrupa Topluluğu'na tam üyelik başvurusu yapılmıştır (1987). Körfez Savaşı (1990-1991) sırasında Türkiye, uluslararası koalisyona aktif destek vermiş ve bu durum Türkiye'nin bölgesel rolünü güçlendirmiştir.
1991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılması, Türk dış politikasında yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur. Orta Asya'daki Türk cumhuriyetlerinin bağımsızlığını kazanması, Türkiye için yeni fırsatlar ve sorumluluklar doğurmuştur. Türkiye, bu yeni bağımsız devletlerle hızla diplomatik ilişkiler kurmuş ve kültürel, ekonomik bağları güçlendirmeye çalışmıştır. Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan ile kurulan ilişkiler, Türk dış politikasının çok boyutlu yapısını daha da zenginleştirmiştir.
8. Avrupa Birliği ile İlişkiler
Türkiye'nin Avrupa ile entegrasyon süreci, dış politikanın en uzun soluklu gündem maddelerinden biridir. 1959'da Avrupa Ekonomik Topluluğu'na (AET) başvuran Türkiye, 1963'te imzalanan Ankara Antlaşması ile ortaklık ilişkisi kurmuştur. Bu antlaşma, Türkiye'nin AET ile gümrük birliğine giden yolda aşamalı bir entegrasyon sürecini öngörmüştür.
1987'de tam üyelik başvurusu yapılmış, ancak bu başvuru çeşitli nedenlerle ertelenmiştir. 1996 yılında Gümrük Birliği yürürlüğe girmiştir. Gümrük Birliği, Türkiye ile AB arasındaki ticaretin serbestleşmesini sağlamış ve Türk ekonomisini rekabete açmıştır.
1999 Helsinki Zirvesi'nde Türkiye'ye AB adaylık statüsü verilmiştir. 2005 yılında ise katılım müzakereleri resmen başlamıştır. Ancak müzakere süreci çeşitli fasıllardaki anlaşmazlıklar, Kıbrıs meselesi ve siyasi koşullar nedeniyle yavaş ilerlemiştir.
Türkiye'nin AB ile ilişkileri, dış politikada demokratikleşme, insan hakları ve hukuk reformları açısından da önemli bir itici güç olmuştur. AB uyum sürecinde yapılan reformlar, Türkiye'nin iç hukuk düzeninde köklü değişikliklere yol açmıştır.
9. Türkiye'nin Bölgesel Rolü ve Ortadoğu Politikası
1960'lardan itibaren Türkiye'nin Ortadoğu politikası, dengeli ve temkinli bir çizgide ilerlemiştir. Türkiye, bölgesel sorunlara doğrudan müdahil olmaktan kaçınmış ve Arap-İsrail çatışmasında genel olarak dengeli bir tutum sergilemiştir.
Ancak Körfez Savaşı (1990-1991), Türkiye'nin Ortadoğu politikasında önemli bir dönüm noktası olmuştur. Irak'ın Kuveyt'i işgal etmesinin ardından Türkiye, BM kararlarını desteklemiş ve koalisyona topraklarını kullanma izni vermiştir. Bu süreçte Irak sınırındaki güvenlik sorunları, mülteci akınları ve ekonomik kayıplar, Türkiye'yi derinden etkilemiştir.
Suriye ile ilişkilerde su sorunu (Fırat ve Dicle nehirlerinin kullanımı) ve PKK terör örgütüne verilen destek, uzun süre gerginliklere neden olmuştur. 1998 yılında yaşanan kriz sonucunda Suriye, PKK liderini sınır dışı etmek zorunda kalmış ve Adana Mutabakatı imzalanmıştır.
Türkiye, Ortadoğu'da barış ve istikrarın sağlanması yönünde arabuluculuk girişimlerinde de bulunmuştur. İsrail-Suriye arasındaki dolaylı görüşmelere ev sahipliği yapması, bu çabaların önemli örneklerinden biridir.
10. Soğuk Savaş Sonrası Dönem ve Yeni Dengeler
1991'de Sovyetler Birliği'nin çökmesiyle birlikte uluslararası sistem köklü bir dönüşüm yaşamıştır. İki kutuplu düzenin sona ermesi, Türkiye'nin jeostratejik önemini yeniden tanımlamıştır. Bazı çevreler Soğuk Savaş'ın bitişiyle Türkiye'nin stratejik öneminin azalacağını öne sürmüş, ancak tersine Balkanlar, Kafkasya ve Ortadoğu'daki gelişmeler Türkiye'nin bölgesel önemini artırmıştır.
Bu dönemde Türkiye, Balkanlar'daki krizlere aktif biçimde müdahil olmuştur. Bosna Savaşı (1992-1995) sırasında Boşnak halkına destek vermiş, Kosova krizinde (1998-1999) NATO operasyonlarına katılmıştır. Türkiye'nin Balkanlardaki Osmanlı mirasından kaynaklanan tarihsel bağları, bu bölgedeki etkinliğini artıran bir faktör olmuştur.
Kafkasya politikası da Soğuk Savaş sonrası dönemde önem kazanmıştır. Azerbaycan'ın bağımsızlığını kazanmasıyla Türkiye-Azerbaycan ilişkileri hızla gelişmiştir. Ancak Ermenistan ile ilişkiler, tarihsel sorunlar ve Dağlık Karabağ meselesi nedeniyle gergin kalmaya devam etmiştir. Gürcistan ile ise enerji ve ulaşım projeleri üzerinden stratejik bir ortaklık geliştirilmiştir.
Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Petrol Boru Hattı, Türkiye'nin enerji diplomasisi alanındaki en önemli projelerinden biri olarak hayata geçirilmiştir. Bu proje, Hazar havzasındaki enerji kaynaklarının Batı'ya taşınmasında Türkiye'yi kilit bir geçiş ülkesi konumuna getirmiştir.
11. Terörle Mücadele ve Dış Politika
1980'lerden itibaren PKK terör örgütünün faaliyetleri, Türk dış politikasının önemli bir boyutunu oluşturmuştur. Terörle mücadele, Türkiye'nin komşu ülkelerle ilişkilerini doğrudan etkileyen bir faktör olmuştur. Türkiye, terör örgütüne sığınak sağlayan ülkelere karşı diplomatik baskı uygulamış ve uluslararası alanda terörle mücadele konusunda işbirliği arayışına girmiştir.
Kuzey Irak'taki PKK kamplarına yönelik sınır ötesi operasyonlar, Türkiye'nin egemenlik hakları ve toprak bütünlüğünü koruma kararlılığının somut yansımalarıdır. 1990'lı yıllarda gerçekleştirilen çeşitli askeri operasyonlar, uluslararası hukuk ve meşru müdafaa hakkı çerçevesinde değerlendirilmiştir.
11 Eylül 2001 terör saldırılarının ardından uluslararası terörle mücadele boyut değiştirmiş ve Türkiye, bu alandaki deneyimiyle küresel koalisyonlara önemli katkılar sağlamıştır. Afganistan'daki ISAF operasyonlarına katılım ve komutanlık üstlenmesi, Türkiye'nin uluslararası güvenlik mimarisindeki rolünü pekiştirmiştir.
12. 2000'li Yıllarda Türk Dış Politikası
2000'li yıllardan itibaren Türk dış politikası, daha aktif ve çok boyutlu bir yapıya kavuşmuştur. "Komşularla sıfır sorun" politikası çerçevesinde Suriye, Irak, İran ve Yunanistan ile ilişkilerin geliştirilmesi hedeflenmiştir. Diplomatik girişimler, ekonomik entegrasyon ve kültürel diplomasi, bu dönemin temel araçları olmuştur.
Türkiye, bölgesel ve uluslararası kuruluşlardaki varlığını güçlendirmiştir. G-20 üyeliği, BM Güvenlik Konseyi geçici üyelikleri ve çeşitli uluslararası platformlardaki arabuluculuk faaliyetleri, Türkiye'nin küresel ölçekteki etkinliğini artırmıştır.
Enerji diplomasisi, 2000'li yıllarda Türk dış politikasının stratejik bir boyutu haline gelmiştir. Türkiye, doğu-batı ve kuzey-güney enerji koridorlarının kesişim noktasındaki konumuyla enerji güvenliği alanında kritik bir rol üstlenmiştir.
13. Önemli Kavramlar ve Terimler
12. Sınıf T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinde 1960'lardan İtibaren Türk Dış Politikası konusunu anlayabilmek için bazı kavramlara hakim olmak gerekir. Çok yönlü dış politika, bir devletin tek bir ittifak veya blokla sınırlı kalmayıp farklı ülke ve gruplarla eş zamanlı ilişki geliştirmesi stratejisidir. Garantör devlet, bir uluslararası antlaşma ile belirli bir devletin bağımsızlığını ve anayasal düzenini koruma yükümlülüğü üstlenen devlettir. Casus belli, bir devletin savaş nedeni sayacağını önceden ilan ettiği durum veya eylemdir. Kıta sahanlığı, bir kıyı devletinin karasularının ötesinde, kıta kenarının dış sınırına kadar uzanan deniz tabanı ve toprak altıdır. Gümrük Birliği, üye ülkeler arasında gümrük vergilerinin kaldırıldığı ve üçüncü ülkelere ortak bir gümrük tarifesinin uygulandığı ekonomik entegrasyon modelidir.
Sonuç
1960'lardan itibaren Türk dış politikası, tek yönlü Batı eksenli bir çizgiden çok yönlü, aktif ve bölgesel sorumluluk üstlenen bir politikaya dönüşmüştür. Johnson Mektubu, Kıbrıs Barış Harekâtı, ABD ambargosu, Ege sorunları, Sovyetler Birliği'nin dağılması ve AB süreci gibi kritik gelişmeler, bu dönüşümün temel dönüm noktalarıdır. 12. Sınıf T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinde bu konuyu kavramak, Türkiye'nin günümüzdeki dış politika tercihlerini ve uluslararası konumunu anlayabilmek açısından büyük önem taşımaktadır.
Örnek Sorular
1960'lardan İtibaren Türk Dış Politikası – Çözümlü Sorular
Aşağıda 12. Sınıf T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinin 1960'lardan İtibaren Türk Dış Politikası konusuna ait 7 çoktan seçmeli ve 3 açık uçlu olmak üzere toplam 10 çözümlü soru yer almaktadır.
Çoktan Seçmeli Sorular
Soru 1: 1964 yılında ABD Başkanı Johnson'ın Türkiye'ye gönderdiği mektubun temel konusu aşağıdakilerden hangisidir?
A) Türkiye'nin NATO'dan çıkarılması
B) Kıbrıs'a olası bir Türk askeri müdahalesinin engellenmesi
C) Ege'deki karasuları sorunu
D) Sovyetler Birliği ile ticaret anlaşması
E) Türkiye'nin AB üyelik başvurusu
Çözüm: Johnson Mektubu, 5 Haziran 1964 tarihinde ABD Başkanı Lyndon B. Johnson tarafından Başbakan İsmet İnönü'ye gönderilmiştir. Mektup, Kıbrıs'taki Rumların Türk toplumuna yönelik saldırıları karşısında Türkiye'nin planlanan askeri müdahalesini engellemeye yöneliktir. Johnson, NATO silahlarının Kıbrıs'ta kullanılamayacağını belirtmiştir. Doğru cevap: B
Soru 2: Kıbrıs Barış Harekâtı'nın (1974) başlamasının doğrudan nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kıbrıs'ta Türklerin bağımsızlık ilan etmesi
B) Yunanistan'daki askeri cuntanın Kıbrıs'ta darbe yaparak Enosis'i gerçekleştirmeye çalışması
C) BM'nin Türkiye'ye müdahale çağrısında bulunması
D) İngiltere'nin Kıbrıs'tan çekilmesi
E) ABD'nin Türkiye'ye silah ambargosu uygulaması
Çözüm: 15 Temmuz 1974'te Yunanistan'daki askeri cunta, Kıbrıs'ta bir darbe gerçekleştirerek EOKA'cı Nikos Sampson'u başa getirmiştir. Bu darbe, adayı Yunanistan ile birleştirmeyi (Enosis) amaçlıyordu. Türkiye, 1960 Garanti Antlaşması'ndan doğan haklarını kullanarak 20 Temmuz 1974'te askeri müdahalede bulunmuştur. Doğru cevap: B
Soru 3: Aşağıdakilerden hangisi Johnson Mektubu'nun Türk dış politikasına etkilerinden biri değildir?
A) ABD'ye olan güvenin sarsılması
B) Çok yönlü dış politika arayışının başlaması
C) Sovyetler Birliği ile ilişkilerin geliştirilmeye başlanması
D) Türkiye'nin NATO'dan ayrılması
E) Batı'ya bağımlılığın sorgulanması
Çözüm: Johnson Mektubu, Türkiye'de ABD'ye olan güveni sarsmış ve çok yönlü dış politika arayışını başlatmıştır. Sovyetler Birliği ile ilişkiler geliştirilmeye başlanmış ve Batı'ya bağımlılık sorgulanmıştır. Ancak Türkiye NATO'dan ayrılmamıştır; üyeliğini sürdürmüştür. Doğru cevap: D
Soru 4: Türkiye'nin Yunanistan'ın Ege'deki karasularını 12 mile çıkarma girişimini "casus belli" (savaş sebebi) ilan etmesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ege'deki balıkçılık haklarının kaybedilmesi
B) Yunanistan'ın hava sahasının genişlemesi
C) Türkiye'nin açık denize çıkışının ciddi şekilde kısıtlanacak olması
D) NATO müttefikliğinin zedelenmesi
E) AB müzakerelerinin olumsuz etkilenmesi
Çözüm: Eğer Yunanistan karasularını 6 milden 12 mile çıkarırsa, Ege Denizi'ndeki uluslararası sular büyük ölçüde daralacak ve Türkiye'nin açık denize çıkışı ciddi biçimde kısıtlanacaktır. Bu durum, Türkiye'nin deniz egemenliği ve güvenliği açısından hayati bir tehdit oluşturmaktadır. Doğru cevap: C
Soru 5: 1975-1978 yılları arasında ABD'nin Türkiye'ye silah ambargosu uygulamasının en önemli uzun vadeli sonucu aşağıdakilerden hangisidir?
A) Türkiye'nin NATO'dan çıkması
B) Türkiye'nin Sovyetler Birliği'ne katılması
C) Yerli savunma sanayisinin geliştirilme çabalarının hız kazanması
D) Kıbrıs'ın Yunanistan ile birleşmesi
E) Türk-Amerikan ilişkilerinin tamamen kesilmesi
Çözüm: ABD ambargosu, Türkiye'nin savunma alanında dışa bağımlılığının ne denli riskli olduğunu ortaya koymuştur. Bu deneyim, Türkiye'nin yerli savunma sanayisini geliştirme çabalarını önemli ölçüde hızlandırmıştır. Günümüzdeki savunma sanayi başarılarının temelinde bu dönemdeki bilinçlenme yatmaktadır. Doğru cevap: C
Soru 6: Aşağıdakilerden hangisi Sovyetler Birliği'nin desteğiyle Türkiye'de kurulan sanayi tesislerinden biridir?
A) ASELSAN
B) İskenderun Demir-Çelik Fabrikası
C) TUSAŞ
D) Karabük Demir-Çelik Fabrikası
E) HAVELSAN
Çözüm: 1960'larda Türkiye'nin Sovyetler Birliği ile geliştirdiği ekonomik işbirliği kapsamında İskenderun Demir-Çelik Fabrikası, Aliağa Petrol Rafinerisi ve Seydişehir Alüminyum Tesisleri gibi projeler hayata geçirilmiştir. Karabük Demir-Çelik Fabrikası ise daha önceki dönemde (1930'lar) kurulmuştur. Doğru cevap: B
Soru 7: Türkiye'nin Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) ile ortaklık ilişkisi kurduğu antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?
A) Lozan Antlaşması
B) Montrö Sözleşmesi
C) Ankara Antlaşması (1963)
D) Maastricht Antlaşması
E) Zürih Antlaşması
Çözüm: Türkiye, 1963 yılında imzalanan Ankara Antlaşması ile AET (bugünkü AB'nin öncüsü) ile ortaklık ilişkisi kurmuştur. Bu antlaşma, hazırlık, geçiş ve son dönem olmak üzere üç aşamalı bir entegrasyon süreci öngörmüştür. Doğru cevap: C
Açık Uçlu Sorular
Soru 8: Johnson Mektubu'nun Türk dış politikasına etkilerini açıklayınız.
Çözüm: Johnson Mektubu, Türk dış politikasında bir dönüm noktası olmuştur. Mektubun etkileri şu şekilde özetlenebilir: İlk olarak, Türk kamuoyunda ABD'ye olan güven ciddi biçimde sarsılmıştır. Müttefik olarak görülen bir ülkenin Türkiye'nin egemenlik haklarını kısıtlamaya çalışması, ittifak anlayışını sorgulatmıştır. İkinci olarak, Türkiye tek yönlü Batı eksenli dış politikayı terk ederek çok yönlü bir dış politika anlayışına yönelmiştir. Üçüncü olarak, Sovyetler Birliği ile ilişkilerin geliştirilmesinin önü açılmıştır. Ekonomik ve diplomatik alanda Sovyetler Birliği ile işbirliği anlaşmaları yapılmıştır. Son olarak, mektup ulusal egemenlik bilincinin güçlenmesine katkı sağlamış ve dış politikada bağımsız karar alma iradesinin önemini ortaya koymuştur.
Soru 9: Kıbrıs Barış Harekâtı'nın nedenlerini ve sonuçlarını değerlendiriniz.
Çözüm: Kıbrıs Barış Harekâtı'nın başlıca nedenleri arasında Yunanistan'daki askeri cuntanın 15 Temmuz 1974'te Kıbrıs'ta darbe yapması, Nikos Sampson'un iktidara getirilmesi ve Enosis'in (Yunanistan ile birleşme) gerçekleştirilmeye çalışılması yer almaktadır. Kıbrıs Türk toplumunun can güvenliğinin tehlikeye girmesi ve Türkiye'nin 1960 Garanti Antlaşması'ndan doğan müdahale hakkı da harekâtın hukuki temelini oluşturmuştur. Sonuçlarına bakıldığında, Kıbrıs Türklerinin güvenliği sağlanmış, ada fiilen ikiye bölünmüştür. 1983'te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edilmiştir. ABD, Türkiye'ye silah ambargosu uygulamıştır. Türkiye uluslararası alanda eleştirilere maruz kalmış, ancak adadaki Türk varlığı korunmuştur.
Soru 10: Soğuk Savaş'ın sona ermesinin Türk dış politikasına etkilerini açıklayınız.
Çözüm: 1991'de Sovyetler Birliği'nin dağılması, Türk dış politikasında yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur. Bu süreçte Orta Asya'daki Türk cumhuriyetlerinin bağımsızlığını kazanması, Türkiye için yeni işbirliği alanları açmıştır. Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan ile kültürel, ekonomik ve siyasi ilişkiler hızla gelişmiştir. Balkanlar ve Kafkasya'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin bölgesel rolünü artırmıştır. Bosna ve Kosova krizlerinde aktif tutum sergilenmiştir. Enerji diplomasisi önem kazanmış, Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı gibi stratejik projeler hayata geçirilmiştir. Türkiye'nin NATO içindeki rolü yeniden tanımlanmış ve bölgesel güç olma hedefi belirginleşmiştir.
Çalışma Kağıdı
1960'lardan İtibaren Türk Dış Politikası – Çalışma Kâğıdı
12. Sınıf T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük
Ünite: Toplumsal Devrim Çağında Dünya ve Türkiye
Ad-Soyad: ____________________________ Sınıf/No: __________ Tarih: __________
Etkinlik 1: Kavram Eşleştirme
Yönerge: Sol sütundaki kavramları sağ sütundaki açıklamalarla eşleştiriniz. Her kavramın yanındaki boşluğa doğru açıklamanın harfini yazınız.
1. Johnson Mektubu ( ) a) Bir devletin savaş sebebi ilan ettiği durum
2. Enosis ( ) b) Türkiye-AET ortaklık antlaşması (1963)
3. Casus belli ( ) c) 1964'te ABD'nin Kıbrıs müdahalesini engelleyen uyarı
4. Garantör devlet ( ) d) Kıbrıs'ın Yunanistan ile birleşme ideali
5. Ankara Antlaşması ( ) e) Uluslararası antlaşma ile bir devletin düzenini koruma yükümlülüğü taşıyan devlet
6. Kıta sahanlığı ( ) f) Gümrük vergilerinin kaldırılarak ortak tarife uygulanması
7. Gümrük Birliği ( ) g) Kıyı devletinin karasuları ötesindeki deniz tabanı ve toprak altı
8. Adana Mutabakatı ( ) h) 1998'de Suriye ile imzalanan anlaşma
Etkinlik 2: Boşluk Doldurma
Yönerge: Aşağıdaki cümlelerdeki boşlukları uygun kavramlarla doldurunuz.
1. Johnson Mektubu'nun ardından Türkiye, ______________ bir dış politika anlayışına yönelmiştir.
2. 15 Temmuz 1974'te Kıbrıs'ta darbe yapılarak ______________ başa getirilmiştir.
3. Türkiye, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'nda hukuki dayanak olarak ______________ Antlaşması'nı göstermiştir.
4. ABD silah ambargosu ______________ ile ______________ yılları arasında uygulanmıştır.
5. Yunanistan'ın karasularını 12 mile çıkarma girişimini Türkiye ______________ olarak ilan etmiştir.
6. 1983 yılında ______________ ilan edilmiştir.
7. Türkiye, 1963 yılında AET ile ______________ imzalayarak ortaklık ilişkisi kurmuştur.
8. 1999 ______________ Zirvesi'nde Türkiye'ye AB adaylık statüsü verilmiştir.
9. Sovyetler Birliği'nin desteğiyle Türkiye'de kurulan tesislerden biri ______________ Fabrikası'dır.
10. 1996 yılında Ege'de yaşanan ______________ Krizi, Türkiye ile Yunanistan'ı savaşın eşiğine getirmiştir.
Etkinlik 3: Kronolojik Sıralama
Yönerge: Aşağıdaki olayları kronolojik sıraya göre 1'den 8'e kadar numaralandırınız.
( ) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ilanı
( ) Johnson Mektubu
( ) Türkiye-AB Gümrük Birliği'nin yürürlüğe girmesi
( ) Kıbrıs Barış Harekâtı
( ) Ankara Antlaşması'nın imzalanması
( ) Sovyetler Birliği'nin dağılması
( ) Kardak Kayalıkları Krizi
( ) AB tam üyelik başvurusu
Etkinlik 4: Doğru-Yanlış
Yönerge: Aşağıdaki ifadelerin doğru olanlarının başına (D), yanlış olanlarının başına (Y) yazınız.
( ) 1. Johnson Mektubu, Türkiye'nin NATO'dan ayrılmasına neden olmuştur.
( ) 2. Kıbrıs Barış Harekâtı iki aşamada gerçekleştirilmiştir.
( ) 3. ABD silah ambargosu, Türkiye'nin yerli savunma sanayisini geliştirme çabalarını hızlandırmıştır.
( ) 4. Yunanistan'ın Ege'deki karasuları ile hava sahası sınırları eşittir.
( ) 5. Türkiye'ye AB adaylık statüsü 2005 Helsinki Zirvesi'nde verilmiştir.
( ) 6. Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı bir petrol taşımacılığı projesidir.
( ) 7. KKTC 1983 yılında ilan edilmiştir.
( ) 8. Küba Füze Krizi sırasında Türkiye'deki Jüpiter füzeleri pazarlık konusu yapılmıştır.
Etkinlik 5: Neden-Sonuç Analizi
Yönerge: Aşağıdaki tabloda verilen olayların nedenlerini ve sonuçlarını kendi cümlelerinizle yazınız.
Olay 1: Johnson Mektubu (1964)
Neden: ________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________
Sonuç: ________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________
Olay 2: Kıbrıs Barış Harekâtı (1974)
Neden: ________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________
Sonuç: ________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________
Olay 3: ABD Silah Ambargosu (1975-1978)
Neden: ________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________
Sonuç: ________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________
Etkinlik 6: Kısa Cevaplı Sorular
Yönerge: Aşağıdaki soruları kısaca cevaplayınız.
1. "Çok yönlü dış politika" kavramını tanımlayınız.
_______________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________
2. Ege'deki Türk-Yunan sorunlarından en az üç tanesini yazınız.
_______________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________
3. Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından bağımsızlığını kazanan Türk cumhuriyetlerinden beş tanesini yazınız.
_______________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________
4. Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde önemli üç dönüm noktasını tarih belirterek yazınız.
_______________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________
Etkinlik 7: Yorum ve Değerlendirme
Yönerge: Aşağıdaki soruyu en az 10 cümle ile cevaplayınız.
Soru: 1960'lardan günümüze Türk dış politikasının "tek yönlü" bir yapıdan "çok yönlü" bir yapıya dönüşmesinin nedenlerini ve bu dönüşümün Türkiye'ye sağladığı avantajları değerlendiriniz.
_______________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________
12. Sınıf T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük – 1960'lardan İtibaren Türk Dış Politikası Çalışma Kâğıdı
Sıkça Sorulan Sorular
12. Sınıf T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük müfredatı 2025-2026 yılında kaç ünite?
2025-2026 müfredatına göre 12. sınıf t.c. İnkılap tarihi ve atatürkçülük dersi birden fazla üniteden oluşmaktadır. Sayfadaki ünite listesinden güncel bilgiye ulaşabilirsiniz.
12. sınıf 1960'lardan İtibaren türk dış politikası konuları hangi dönemlerde işleniyor?
12. sınıf t.c. İnkılap tarihi ve atatürkçülük dersi konuları 1. dönem ve 2. dönem olarak iki yarıyılda işlenmektedir. Her ünitenin tahmini süre bilgisi Millî Eğitim Bakanlığı'nın haftalık ders planlarında yer almaktadır.
12. sınıf t.c. İnkılap tarihi ve atatürkçülük müfredatı ne zaman güncellendi?
Gösterilen içerik 2025-2026 eğitim-öğretim yılı için güncellenmiştir. Millî Eğitim Bakanlığı'nın resmi sitesinde yayımlanan müfredat dokümanları esas alınmıştır.